Image Map

12. Genel Kurul Kararları

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterEmail this to someone

DİSK
12. GENEL KURUL KARARLARI
4-6 Haziran 2004

Karar No: 1

SERMAYE EGEMENLİĞİNE VE EMPERYALİZME KARŞI MÜCADELE
İşçi sınıfı ve emekçilerin yaşadığı sorunların temelinde sermayenin giderek artan ve yaygınlaşan egemenliği yatmaktadır.

Dünya kaynakları sürekli olarak bir avuç azınlığa aktarılmakta, küreselleşme sömürünün daha da ağırlaşması ile yürümektedir. Kapitalizm insanlığı karanlığa doğru sürüklemektedir.

Emperyalist ülkelerin dünyayı paylaşım siyaseti bütün hızıyla sürmekte, sahip oldukları teknolojiyle, savaşlar da küreselleşmekte ve küreselleştiği oranda da vahşileşmektedir.

Emperyalizmin çıkarları ülkemizin de dahil olduğu Ortadoğu-Kafkaslar-Balkanlar üçgeninde sürekli istikrarsızlık ve kaos ortamından beslenmektedir. Emperyalizmin bu kirli politikalarından en büyük zararı yine bölge halkları, işçiler ve emekçiler görmektedir.

Ülkemizde de sermaye egemenliği işçilerin çalışma ve yaşama koşullarını ağırlaştırmakta, işçi sınıfının sermayeye olan bağımlılığını artırmakta, sınıfın bölünmüşlüğünü maddi, siyasi ve ideolojik alanda derinleştirmektedir.

Tüm bu tespitlerden yola çıkan DİSK 12. Genel Kurulu;

  • Kapitalizmin toplum üzerinde yarattığı ideolojik, politik hegemonyanın ve emperyalizmin halklar üzerindeki egemenlik zincirlerinin kırılması,
  • IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi emperyalizmin araçlarıyla yürütülen küresel sömürü politikalarına karşı durulması,
  • Sermayenin çarpık politikaları sonucu içine itildiğimiz ve her geçen gün derinleştirilen borç batağından kurtuluş için borçların halkın ihtiyaçlarına öncelik verilerek yeniden yapılandırılması,
  • Planlı bir ekonominin savunulması,
  • Mali krizlerin kaynağı sıcak para hareketlerine kısıtlama getirilmesi için vergilendirme başta olmak üzere önlemler alınması,

Doğrultusunda işçi sınıfının uluslararası ve ulusal düzeyde dayanışmasının yükseltilmesini ve sermayenin egemenliği ve politikalarına karşı net ve kararlı bir duruş alınmasını

KARAR ALTINA ALIR.

Karar No: 2

SAVAŞ ÖRGÜTLERİNİN VE NATO ZİRVESİNİN PROTESTO EDİLMESİ
Emperyalizmin savaş örgütleri, başta NATO olmak üzere tüm dünyada yoksul halklar üzerinde bir tehdit olarak durmaktadır.

Açlıkla, yoksullukla mücadele yerine savaş örgütlerini büyütme peşinde koşulmakta, kaynaklar silahlanmaya ayrılmaktadır.

Barış için milyonların sesine kulak verilmemekte, Büyük Ortadoğu Projesi gibi yeni işgal ve savaş senaryoları hazırlanmaktadır.

İstanbul’da toplanacak olan NATO zirvesi önümüzdeki sürece yönelik önemli kararlara sahne olacaktır.

Bu zirve ile NATO genişletilecek, Avrupa Ordusu’nun kuruluşu biçimlendirilecek, başta ABD olmak üzere emperyalist işgalciler Ortadoğu-Kafkaslar-Balkanlar üçgeninde bölgesel politikalarını yeniden biçimlendireceklerdir.

Yeni savaş planlarının yapılacağı bu zirve nedeniyle İstanbul, İstanbullulara yasaklanacak, insanlar fişlenecek, en temel haklarımız askıya alınacak, can güvenliğimiz tehlikeye atılacaktır.

Savaşa ve savaş kışkırtıcılarına karşı kararlı bir tutum içinde olan DİSK 12. Genel Kurulu;

  • Ülkemizin bu emperyalist savaş örgütlerinden çıkması,
  • Sınırlarımız içinde bulunan tüm yabancı askeri üslerin kapatılması,
  • Başta ABD olmak üzere bizi emperyalizmin askeri haline getiren, başka ülkelerin işgaline ve bombalanmasına kapı açan askeri anlaşmaların iptal edilmesi,
  • Ülkemizin insanlık suçu sayılan savaşın örgütleyicisi NATO’ya ve savaş taciri emperyalist liderlere kapatılması için tüm emekçilerle, savaş ve emperyalizme karşıt güçlerle birlikte mücadele edilmesini

KARAR ALTINA ALIR.

Karar No 3

DEMOKRASİ VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLER İÇİN MÜCADELE

Ülkemiz demokratik gelişme ve temel özgürlüklerin gerçekleşmesi yönünden büyük sorunlar yaşamaktadır. En genel olarak devlet örgütlenmesi, insan hak ve özgürlüklerini gerçekleştirmeye ve demokrasinin gelişmesine uygun bir yapılanma içerisinde bulunmamaktadır. Ülkemizde sosyal ve siyasal “istikrar”, temel hak ve özgürlüklerle emekçilerin sosyal haklarının baskı altında tutulduğu bir çerçeve içinde sağlanmaya çalışılmaktadır.

Bu durumun bir sonucu olarak düşünce, her türlü inanç ve vicdan özgürlüğü kayıtsız şartsız güvence altına alınmamakta, işkence varlığını korumakta, örgütlenme özgürlüğünün karşısında ciddi engeller bulunmakta ve siyasal temsil mekanizmaları demokratik bir biçimde oluşturulamamaktadır. Özellikle işkence davalarının sonuçsuz kalması, temel insan hak ve özgürlüklerinin ihlalini meşru gören yönetim anlayışının açık bir göstergesi durumundadır.

Bu olguların en önemli nedenlerinden biri, ülkemizde 12 Eylül askeri darbesinin arkasından oluşturulan yasal çerçevenin bugün de yürürlükte olmasıdır. 1982 Anayasası ve bu Anayasaya uygun biçimde oluşturulan yasal düzenlemeler, demokratik yapıların güçlenmesini ve insan hak ve özgürlüklerinin gerçekleşmesini engellemektedir. Avrupa Birliği’ne üyelik süreci içinde gerçekleşen değişiklikler de sınırlı ve yetersiz sonuçlar doğurmaktadır. Gerçek bir demokratikleşme anlayışından uzak ve yalnızca Avrupa Birliği’nin öngördüğü asgari düzenlemeler ile yetinen değişiklik girişimleri, uygulamada devletin gelenekselleşmiş baskıcı eğilimleri ile bütünleştiğinde ortaya gerçek bir demokratikleşmeyle ilgisi olmayan, yalnızca görüntüyü kurtarma niteliği taşıyan sonuçlar çıkmaktadır.

Bu durum insan hak ve özgürlüklerinin bir parçasını oluşturan sosyal haklara ve çalışanların özgürlüklerine bakıldığında, daha da açık bir biçimde kendisini göstermektedir. Bu alanda sendikal özgürlükleri ve toplu sözleşme hakkını geliştirecek, yasakları kaldıracak düzenlemeler hiçbir şekilde gündeme gelmemekte, 12 Eylül’den sonra hazırlanan Sendikalar, Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt yasaları katı ve antidemokratik yapılarıyla olduğu gibi geçerliliğini korumaktadır. Temel insan hak ve özgürlükleri alanında önemli değişimler yaşandığı iddia edilirken, Cumhuriyet tarihinin sendikal hareket üzerine en yoğun baskıların yöneltildiği dönemlerinden biri yaşanmaktadır. 2003 sonu ile 2004 başında yaşanan grev ertelemeleri adı altındaki yasaklamalar bu durumun en açık göstergeleridir.

Ayrıca demokratik bir toplumsal yapının oluşabilmesi için bağımsız ve demokratik bir yargı sistemine, şiddet ve terörü dışlayan ve toplumdaki dil, din, ırk ve etnik köken farklılıklarını siyasal ayrılık konusu yapmayan barışçı ve demokratik tüm siyasal güçlerin, adil ve demokratik bir seçim sistemiyle temsil edildiği bir yasama organına ve bu yasama organı içinden çıkan yürütmenin hukuka dayalı eylem ve işlemlerine gerek vardır.

Demokrasinin gelişebilmesi, bu demokratik kurumların birbirinden bağımsız olmasını ve Anayasada belirlenmiş görev, yetki ve sorumluluklar temelinde bir güç dengesinin oluşmasını zorunlu kılmaktadır. Ülkemizde ise gerek yargı bağımsızlığı, gerekse yasamanın demokratik biçimde oluşumu, temsil yeteneği ve yürütmenin işlemlerinin meşruluğu konusunda çok büyük sorunlar yaşanmaktadır. İşçi sınıfı örgütlenmesinin baskı altında tutulması, sendikal mücadelenin geliştirilememesi bu olumsuzlukların artarak sürmesine yol açmaktadır.

Öte yandan bir ülkede gelişmiş bir demokrasiden söz edebilmek için tüm yurttaşların kendi kimliklerini özgürce geliştirebilmeleri ve yurttaşlık haklarını baskı görmeden eşit ve özgür bir biçimde kullanabilmeleri kaçınılmaz bir zorunluluktur. Ülkemizde yurttaşların gerek bireysel, gerekse toplumsal kimliklerini koruyup geliştirmeleri açısından da çok büyük sorunlar yaşanmaktadır.

Bu görüşler çerçevesinde DİSK 12. Genel Kurulu demokrasi ve insan hakları konusunda daha önceki genel kurullarda alınmış kararların tümünün benimsendiğini de belirterek;

  • Konfederasyonun tüm çalışmalarında bağımsız, özgür ve demokratik bir Türkiye hedefinin yol gösterici olarak benimsenmesini,
  • Demokrasinin yerleşmesi ve bireysel ve toplumsal hakların gelişmesi için 1982 Anayasasının yerine gerçekten demokratik bir Anayasa oluşturulması,
  • Ülkemizde yaşayan herkesin can güvenliğinin sağlanması, yaşam hakkının gerçekleştirilmesi; bu çerçevede, hangi koşul altında olursa olsun insan yaşamının sona erdirilmesine ya da işkence ve kötü muamele gibi insanlık onurunu zedeleyen olaylara karşı çıkılması,
  • Cezaevleri ve infaz düzenlemelerinin getirdiği olumsuzluklara karşı tutuklu ve hükümlülerin de haklarının korunması, F tipi cezaevi gibi uygulamalarla insanlık onuruna, temel haklara aykırı politikalara karşı durulması,
  • Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması,
  • Sendikal hakların eksiksiz sağlanabilmesi, toplu sözleşme hakkının özgürce kullanılabilmesi, grev yasak ve ertelemelerinin ortadan kaldırılması,
  • Temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi mücadelesinin bir parçası olarak faili meçhul cinayetlerin, işkencecilerin açığa çıkarılması ve hesap sorulması,
  • Tüm vatandaşların eşitlik ve özgürlük temelinde evrensel insan haklarından yararlanabildikleri, gönüllü birlikteliğe dayalı bir ülkenin koşullarının yaratılması,
  • Halkın haber alma özgürlüğü önündeki ekonomik, siyasal ve hukuksal tüm sınırlamaların kaldırılması,
  • Bir bütün olarak ve toplumsal yaşamın her alanında demokratik gelişmenin hızlandırılmasının emekçilerin vazgeçilmez talebi olduğunun ve bu amacın ancak emekçilerin örgütlü gücünün belirleyici kılınmasıyla gerçekleşebileceğinin bilinciyle, bütün demokratik güçlerin işbirliğinin geliştirilmesi için mücadeleyi

KARAR ALTINA ALIR.

Karar No : 4

ETNİK VE KÜLTÜREL ZENGİNLİĞİMİZİN KORUNMASI İÇİN MÜCADELE

Konfederasyonumuz, uzun yıllardır önemli sorunlarımız arasında yer alan Kürt Sorunu konusuna hemen tüm genel kurullarında değinmiş ve demokrasi temelinde bir çözüm arayışına katkı sunmaya çalışmıştır.

Ülkemiz elbette etnik yapı itibariyle yalnızca Türklerden ve Kürtlerden ibaret değildir. Bu topraklar üzerinde yüzlerce yıl bir arada yaşamış Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, Arnavut, Boşnak, Rum, Ermeni, Musevi ve daha birçok etnik ve dini temele dayalı topluluklar bulunmaktadır.

Bu ülkemiz açısından kaygı duyulması gereken bir durum değil, tam tersine 11. Genel Kurulumuzda da vurguladığımız gibi kültürel zenginliğimizdir.

Bu zenginliğe tüm vatandaşlarımızın titizlikle sahip çıkması ve korunması için çaba göstermesi gerekmektedir.

Ancak bugüne kadar farklılıkları yok sayan politikaların dayatılması, insanlarımız arasındaki kardeşlik bağlarının zayıflamasına ve giderek ayrımların öne çıkmasına yol açmıştır.

Uzun yıllardır özellikle Kürt Sorunu nedeniyle yaşanan çatışmalarda binlerce insanımız yaşamını yitirmiş, on binlerce insanımız evlerinden yurtlarından ayrı düşmüştür.

Son yıllarda tüm toplumun özlemi olan barış ortamının yaratılmasına dönük girişimler, Avrupa Birliği’ne uyum süreci nedeniyle yapılan kimi düzenlemeler tüm etnik gruplar açısından başta kimlik, dil ve kültürel yaşamın gereklerinin özgürce ifadesi yönündeki beklentileri artırmıştır.

Çözümün barış içinde ve demokratik kurallar çerçevesinde çözümlenebilmesi için 10. Genel Kurulumuzda özellikle vurguladığımız gibi “öncelikle silahların susması” gerekmektedir.

Geçmiş dönem genel kurul kararlarımızın ışığında, yukarıdaki saptamalar doğrultusunda 12. Genel Kurulumuz;

  • Nereden gelirse gelsin ve hangi nedenle olursa olsun şiddete, cinayetlere dayalı politikalara karşı kararlı bir tutum alınmasını,
  • Bölgesel eşitsizlikleri giderecek, herkesin kendi toprağında, köyünde, evinde yaşamını özgürce sürdürebileceği ortamı yaratacak, iş ve aş olanağı sağlayacak politikaların yaşama geçirilmesi için uğraş verilmesini,
  • Demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin ülkemizin her yerinde, ayrımsız herkes için geçerli olmasını sağlayacak düzenleme ve uygulamaların eksiksiz yapılması için seferber olunmasını,
  • Geçmişte yaşanmış olumsuzlukların bir daha tekrarlanmaması için tüm sorumluların adalet önünde hesap vermesi doğrultusunda gerekli tüm girişimlerin, başta barolar olmak üzere duyarlı tüm demokratik kitle örgütlerinin de desteğiyle başlatılmasını,
  • Ülkemizi çatışma ortamına çekmeye dönük emperyalist oyunlara karşı mücadelenin her alanda yükseltilmesini

KARAR ALTINA ALIR

 

 

Karar No: 5

SENDİKAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER İÇİN MÜCADELE

Sendikal hak ve özgürlüklere yönelik yasalar hâlâ 12 Eylül darbesinin izlerini taşımaktadır.

Emekçilerin örgütlenme, toplu sözleşme, grev hak ve özgürlükleri üzerinde kısıtlama, yasaklama ve baskılar bulunmaktadır.

İktidarlar demokratikleşme, 12 Eylül ayıbından kurtulmak konusunda emekçilere ve topluma, AB ve ILO’ya karşı yükümlülüklerin yerine getirilmesi doğrultusunda sözler vermekte ancak bunların gereğini yerine getirmemektedir.

Sermaye yanlısı iktidarların tutumları ve 12 Eylül düzeninin destekçisi kimi işçi kuruluşlarının gizli veya açık karşı tutumları mevcut yasaların demokratikleştirilmesi ve özgürlüklerimizin kullanımına olanak sağlanmasını engellemektedir.

İmzalanan ve TBMM’de onaylanan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri yaşama geçirilmemektedir. Avrupa Konseyine sunulan 2000, 2001, 2002 ve 2003 yılı AB raporlarında da Türkiye’de sendikal hak ve özgürlüklerin, Sosyal Şart başta olmak üzere AB kazanımları (müktesebatı) ve ILO sözleşmelerine uygun ve uyumlu olmadığı açık değerlendirmeleri yapılmış, aşağıdaki taleplerimizin yerine getirilmesi istenmiştir.

Hükümetin 2821 ve 2822 sayılı yasalara ilişkin yaptığı hazırlıklarda sendikal hak ve özgürlükleri geliştiren düzenlemeler bulunmamaktadır.

DİSK 12. Genel Kurulu, 11. Genel Kurulun 3 Nolu “Çalışma Yaşamı ve Toplu Sözleşme Politikaları” başlıklı kararı doğrultusunda bugüne kadar verilen mücadele ve taleplerimizi de dikkate alarak;

  • Sendika kurma hakkının tüm ücretli çalışanlar, emekliler için bir sınırlama olmaksızın tanınması, emekli olanların sendika üyeliğinin sürdürülmesi veya ayrı sendika kurma ve sendika seçme tercihlerinin kendilerine bırakılması,
  • Özünde sendika kurma, sendika seçme ve toplu sözleşme yapma hakkını ortadan kaldıran ve siyasi iktidarlar tarafından tehdit olarak kullanılan başta %10 barajı olmak üzere tüm barajların kaldırılması,
  • İşçilerin sendika seçme hakkını sağlayacak olan yetkide referandum sisteminin yasalaştırılması,
  • Sendikaların ve işçilerin örgütlenme hakkını engelleyen noter şartının kaldırılması,
  • Grev yasaklarının, sınırlamalarının ve ertelemelerinin yasadan çıkartılması,
  • Doğrudan işçi haklarını ilgilendiren Asgari Ücret Tespit Komisyonu, sosyal güvenlik kurumları gibi kurullarda demokratik temsil,
  • Federasyon kurulmasının yasak olmaktan çıkarılması,
  • Sendikaların işkolu esasına göre kurulma zorunluluğunun kaldırılması,
  • Yönetici olmak için, 10 yıl fiili çalışma koşulunun aranmaması,
  • Tüm çalışanlara  toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı verilmesi,
  • Konfederasyonların da toplu iş sözleşmesi yapabilmesi,
  • Toplu iş sözleşmelerinin işyeri veya işkollarıyla sınırlı yapılma zorunluluğunun kaldırılması,
  • Hak ve dayanışma grevinin yasallaşması,
  • Yüksek Hakem Kurulu gibi toplu sözleşme özgürlüğünü zedeleyen zorunlu tahkim sistemlerinin çalışma hayatını düzenleyen mevzuattan çıkarılması,
  • Sendika yöneticilerinin milletvekili seçilmesi ve 2821 sayılı Yasanın 37. Maddesinin son fıkrası uyarınca, mahalli ve genel seçimlerde aday olup, seçilmesi halinde sendika yöneticiliğinin sona ermesinin kaldırılması için mücadeleyi

KARAR ALTINA ALIR.

Karar No: 6

4857 SAYILI KÖLELİK YASASINA KARŞI MÜCADELE

Siyasi iktidar ve sermayenin yoğun çabası sonucu geçtiğimiz yıl yasalaşan 4857 sayılı İş Yasası, bir bütün olarak çalışma düzenini 19. Yüzyıl koşullarına dönüştürmüştür.

Yasanın işyerlerinde uygulanmaya başlaması ile işçilerin çalışma süreleri, fazla mesaileri, iş güvencelerine yönelik birçok kazanılmış hak ortadan kalkmaktadır.

İşçiler tarafından “kölelik yasası” olarak adlandırılan 4857 sayılı İş Yasasına karşı verilecek mücadele bugün de yakıcılığını korumaktadır.

Bu tespitten hareketle DİSK 12. Genel Kurulu;

  • Her işçinin kıdem tazminatının garanti altına alınması ve bu haktan sınırlama olmaksızın yararlanması,
  • İstihdam ve çalışma sürelerinin esnekleştirilmesi başta olmak üzere birçok hak kaybına neden olacak maddelerin toplu sözleşme metinlerine girmesinin önlenmesi için üye sendikalarımızın ortak tutum alması,
  • Yasanın tümüyle yeni baştan ele alınması ve demokratik, kazanılmış haklarımızı güvence altına alan bir biçimde değiştirilmesi için kararlı ve ısrarlı bir mücadele yürütülmesini

KARAR ALTINA ALIR.

Karar No: 7

SOSYAL DEVLETİN TASFİYESİNE KARŞI MÜCADELE

IMF ve Dünya Bankası politikaları ile ekonomiye yön vermeye çalışan siyasi iktidar, bu çerçevede kamusal alanı ve kamunun yapısını tümüyle değiştirmeyi hedeflemektedir.

“Kamu Reformu” adı altında dayatılan yasa değişiklikleriyle amaçlanan kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi, taşeronlaştırılması ve piyasalaştırılmasına hizmet etmektir.

“Kamu Reformu” ile kamu emekçilerinin sayısı azaltılacak, kamu emekçileri sözleşmeli, kısmi süreli ve sosyal güvenceden mahrum olarak çalıştırılacaktır. Birçok kamu kuruluşu ise kapanacak veya tasfiye edilecektir.

Sağlıktan kültüre, turizme ve sosyal hizmetlere kadar toplumsal açıdan son derece önemli faaliyetlerin il özel idarelerine ve belediyelere devredilecek olması belediye-siyaset ilişkisi nedeniyle sekteye uğrayacaktır. Kuralsızlaştırma bu alanda da yaygınlaştırılacaktır.

Sosyal devletin tasfiyesine yönelik bir diğer saldırı olan özelleştirmeler de bütün hızıyla devam etmektedir. Ülkenin kalkınmasına katkıda bulunan tüm kamu kuruluşları bir bir satılırken, toplumsal ihtiyaçları karşılamak için vazgeçilmez hizmetler olan eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik de sermayenin kâr hırsına terk edilmektedir.

DİSK 12. Genel Kurulu;

  • Konfederasyonumuzun ağırlıklı olarak özel kesimde örgütlü olmasına karşın özelleştirmeye,
  • Kamu reformu adı altında sosyal devletin tasfiyesine, emekçilerin kazanımlarını yok etmeye dönük politikalara karşı mücadeleyi

KARAR ALTINA ALIR.

Karar No: 8

DAHA İYİ YAŞAM KOŞULLARI İÇİN MÜCADELE

Uzun yıllardır uygulanan ekonomik politikaların ve çok yüksek düzeylerde seyreden enflasyonun bir sonucu olarak ülkemiz, gelir dağılımının en adaletsiz olduğu ülkelerden birisi durumuna gelmiştir.

Bu durum çalışanlar arasındaki gelir farklılıklarında, çalışmadan elde edilen gelirlerin fazlalığında, kayıt dışı olarak çalıştırılan kaçak işçilerin düzensiz ve güvencesiz gelirlerinde, asgari ücretin düşüklüğünde, işsizlik sigortasının neredeyse hiçbir işlev taşımayacak şekilde uygulanmasında kendisini ortaya koymaktadır.

Gelir dağılımının olağanüstü bozukluğu salt ekonomik nitelikli bir sorun olarak kalmamakta, toplumsal dengesizlikleri arttıran bireysel ve toplumsal trajedilere de yol açmaktadır.

İşsizlik bir yandan işçiler arasındaki rekabeti körüklemekte ve onları baskı altında tutmaya yaramakta, diğer taraftan bir bütün olarak işçi sınıfının maddi ve manevi yoksullaşmasını ağırlaştırmaktadır. İşsizliğe karşı mücadele, çalışma sürelerinin kısaltılması, mesleki eğitimler, işgücü planlamaları ve kaynakların üretime yönlendirilmesi gibi çok boyutlu olarak ele alınması gereken bir sorundur. Bununla birlikte işsizlerin ve işten atılanların sendikal hareketle bağlarını geliştirmek, gelir dağılımını düzenleyebilmenin ve yoksulluğu kaldırmanın önemli yollarından birisi olarak görülmelidir.

Uygulanan ekonomik politikaların işsizliği önlemek ve insanları daha iyi yaşam koşullarına kavuşturmak yönünde hiçbir hedefinin olmaması, bu sorunları giderek ağırlaştırmaktadır. Bu gerçeklerden yola çıkarak DİSK 12. Genel Kurulu;

  • Yasadışı çalıştırmayı kurumlaştıran kayıt dışı ekonominin, kaçak işçiliğin ve kayıt dışı istihdamın önlenmesi için her türlü mücadelenin yürütülmesini,
  • Asgari ücretin ve işsizlik sigortasının beklentilere ve amaçlarına uygun bir düzeyde uygulanabilmesi için çaba gösterilmesini,
  • İşsizliğin önlenebilmesi için çalışma sürelerinin kısaltılması başta olmak üzere, çok yönlü önlemler geliştirilmesini,
  • Yoksulluğun önlenmesinin bireysel yardım ya da vicdan sorunu olmadığının bilinciyle eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi temel toplumsal hizmetlerin tüm yurttaşlara ulaştırılacak şekilde kamunun sorumluluğunda karşılıksız ve yaygın bir biçimde yerine getirilmesini,
  • İşsizlik ve yoksulluğa bağlı olarak ortaya çıkan yetersizliklerle mücadele edebilmek için sosyal hizmet kurumlarının yaygınlaştırılmasını,
  • Ekonomik politikaların emekçilerin yaşam düzeyini iyileştirecek önlemlerle desteklenmesi için mücadele edilmesini

KARAR ALTINA ALIR.

Karar No: 9

EMEKÇİLERİN AVRUPASI İÇİN MÜCADELE

Tarihsel gelişim süreci de dikkate alınarak sonuç itibariyle Avrupa Birliği’nin bir sermaye örgütlenmesi olduğu gerçeği DİSK 11. Genel Kurulu tarafından tespit edilmiştir.

11. Genel Kurulda yapılan tespit ve alınan kararlar ışığında, geçen süre içindeki gelişmeler değerlendirildiğinde son dönemlerde Avrupa Birliği içinde emekçilerin kazanılmış haklarına dönük geniş boyutlu bir saldırının yaşandığı da görülmektedir.

Özellikle 2004 yılı Avrupa Birliği açısından önemli bir dönüm noktası oluşturmaktadır. Bir taraftan 10 yeni ülkenin birliğe katılımları gerçekleşmiş, diğer taraftan Avrupa Anayasası gündeme oturmuştur.

Avrupa Birliği genişleme sürecinde aday ülkelerde çalışma hayatıyla ilgili düzenlemelerde, uyum adına sermayenin baskısıyla gerek çalışma koşulları, gerekse sendikal hak ve özgürlükler yönünden Birlik ve ILO normlarının gerisinde düzenlemelerin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu durum Avrupa işçi sınıfının bütünü açısından önemli bir tehdit oluşturmaktadır.

Özellikle Avrupa Anayasası ile AB, tüm üye ve aday üye ülkelerde piyasa ekonomisini etkinleştirmek, işleyişini denetim ve garanti altına almak istemektedir. Gündeminde olan Avrupa Ordusu ile AB, NATO’dan sonra bölgede aynı amaca yönelik ikinci bir emperyalist askeri güç oluşturmaya çalışmaktadır.

Avrupa sendikaları, serbest toplu pazarlık hakkının ve onun ayrılmaz parçası olan grev hakkının ciddi saldırı altında olduğunu açıklamaktadırlar. Ayrıca, başta emeklilik sistemleri olmak üzere sosyal refah devleti uygulamalarında radikal geriye dönüşler hızla gerçekleştirilmektedir.

Kimileri için Avrupa Birliği’ne üyelik bir kurtuluş reçetesi olarak algılanmakta, toplum bir yanılsamaya itilmektedir.

Oysa bilinmelidir ki Avrupa Birliği başta biz emekçiler olmak üzere yoksul halk kesimleri için dikensiz bir gül bahçesi değil, sermaye egemenliğine karşı mücadelemizi sürdürmemiz gereken bir alandır.

Avrupa işçi sınıfı hareketinin bir parçası olarak DİSK 12. Genel Kurulu;

  • Avrupa Birliği’nin sermayenin çıkarları doğrultusunda dayattığı politikalara,
  • Emekçilerin kazanılmış haklarına dönük saldırılara,
  • Sosyal devletin tasfiyesini hedefleyen girişimlerine karşı mücadeleyi yükseltmeyi,
  • Avrupa Anayasası’nda sendikal hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması,
  • Sermayenin egemenliğine karşı işçi sınıfının söz ve karar sahibi olduğu bir Avrupa ve dünya için işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışmasını güçlendirmeyi,
  • Bu doğrultuda üst örgütlerimiz Uluslararası Özgür Sendikalar Konfederasyonu (ICFTU) ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ile yakın iş ve güç birliğini pekiştirmeyi

KARAR ALTINA ALIR.

Karar No: 10

ŞİDDETE, TERÖRE VE SAVAŞA KARŞI MÜCADELE

11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de yaşanan terör saldırıları ABD’nin soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği’ni doğudan kuşatmak için uygulamaya koyduğu “Yeşil Kuşak Projesi”nin bir parçası olarak kendi eliyle yarattığı ve büyüttüğü, özgürlük savaşçıları olarak kutsadığı örgütlenmelerin bu kez silahlarını asıl sahiplerine yönelttiklerini açığa çıkartmıştır.

Yaşanan süreçte madalyonun bir yüzünde ABD ve müttefiklerinin 11 Eylül saldırılarını bahane ederek kendi ülkelerinde en temel insan haklarını sınırlamaya çalışmaları;

Afganistan ve Irak örneğinde olduğu gibi teröre destek oldukları gerekçesiyle ülkeleri işgal etmesi;

Bu ülkelerin halklarına her türlü baskı, eziyet ve işkenceyi reva görmeleri, emperyalist emellerini fütursuzca uygulamaları yer almakta;

Madalyonun diğer yüzünde ise İslam adına ABD ve müttefiklerine karşı mücadele ettiğini iddia eden ancak binlerce masum ve savunmasız insanın ölümüne yol açan El-Kaide vb. “terör” örgütleri bulunmaktadır.

Bu acımasız şiddet ve terör saldırıları, dünyayı diledikleri gibi yönetme, insanlığı diledikleri gibi sömürme peşinde koşanların kirli politikalarının bir sonucudur.

Son yıllarda Afganistan ve Irak’ta yaşanan emperyalist işgal ve savaşlar, Filistin’de yaşanan trajedi, şiddete, teröre ve savaşa karşı barışın savunulmasının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

ABD’nin Irak’ta tutunabilmek için izlediği politika son derece tehlikelidir. İşgal güçleri halkları bir birine kırdırmak için çaba göstermektedir. Bu amaçla önce Sünnilerle Şiiler, Araplarla Kürtler son olarak da Kürtlerle Türkmenlerin arasına düşmanlık tohumları ekilmeye çalışılmaktadır.

Binlerce yıllık insanlık tarihinde milyonlarca insan savaşlarda yaşamını yitirmiş, insanlığın ortak değerleri, ortak ürünleri yakılıp, yıkılmıştır.

Savaşlar, kimileri için bir geçim kapısı; kimileri için ise ölüm, sefalet ve yıkım anlamına gelmektedir.

Daha fazla toprak, daha fazla sömürü adına egemen sınıfların istemleriyle başlayan savaşlarda mazlum halklar katledilmekte, yerinden yurdundan edilmektedir.

Savaşlar egemenlerin egemenliklerine güç taşımakta, kazanan hep sermaye, kaybeden ise emekçilerdir.

Tüm bu tespitlerden yola çıkan DİSK 12. Genel Kurulu;

  • Hangi sıfatla, hangi gerekçeyle, hangi biçimle gelirse gelsin yaşam hakkımıza, özgürlüklerimize, demokrasiye yöneltilmiş tehditlere karşı durmayı,
  • Ülkemizi ve dünyayı kana bulayan çatışmaları körükleyen, katliamlara zemin hazırlayan, insanlığa saldıran çifte standartların, maskelenmiş gizli niyetlerin oyunlarını bozmayı,
  • Kardeşliğe, barışa, özgürlüğe, demokrasiye, insanlığa uzanan kanlı ellerin emellerini boşa çıkartmayı,
  • İnsanlığın, emekçilerin sermaye çıkarına katledilmesinden başka bir anlam taşımayan savaşlara son verilmesini,
  • Başta Ortadoğu’da olmak üzere dünyamızda süre giden savaşların, DİSK’in barışa karşı sorumluluğunu daha da artırdığının bilincinde olarak Konfederasyonumuzun barışın sürekli ve egemen kılınması amacıyla işçi sınıfının güç ve eylem birliğinin sağlanması için tüm olanaklarını seferber etmeyi

KARAR ALTINA ALIR.

Karar No: 11

KADIN SORUNU VE KADIN İŞÇİLERİN HAKLARI

Dünyada ve Türkiye’de kadınlar salt cinsiyetlerinden ötürü daha düşük ücretlerle, daha niteliksiz işlerde ve daha kötü koşullarda çalıştırılıyor. Kapitalist sistem, her ekonomik sıkışıklık ya da krizde, önce kadın emekçileri işten atıp, eve hapsedecek uygulamaları yürürlüğe koyuyor.

Bütün bunlar yaşamın her alanında kadınlara karşı cins ayrımcılığını, eşitsizliği, kadın düşmanı her türden gerici, erkek egemen düşünceleri besliyor, kışkırtıyor.

Kadınların çalışma yaşamına, dolayısıyla sendikal örgütlenmeye katılımının düşük olmasının hem kadın mücadelesini, hem de sendikal mücadeleyi zayıflattığını, böylece demokrasinin gelişip güçlenmesi önünde de bir zaaf oluşturduğunu göz önüne alan DİSK 12. Genel Kurulu;

  • Kadın işçilerin örgütlenmesine öncelik verilmesini,
  • Üye sendikalarda varolan kadın dairelerinin daha aktif ve koordineli çalışmasını,
  • Kadınların işyeri temsilciliğinden başlayarak sendikaların tüm yönetim kademelerinde görev almasının daha fazla özendirilmesini,
  • Çalışma yaşamına girişlerindeki sorunlardan başlayarak, işyerlerinde cinsel tacizden, kreş sorununa kadar kadın işçileri ilgilendiren bütün konularda somut sendikal politikalar üreterek bunların toplu sözleşme kazanımı haline getirilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasını,
  • Yasalardan cinsiyet temelinde ayrımcılık yapan maddelerin ayıklanması ve değiştirilmesi için kararlı bir mücadele yürütülmesini,
  • Kadınların çalışma yaşamına daha fazla katılımını sağlayıcı istihdam politikalarının oluşturulması için siyasi iktidar üzerinde baskı oluşturulmasını, bunun için gerekirse kadın örgütleriyle işbirliği yapılmasını

KARAR ALTINA ALIR.

Karar No: 12

DİSK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (DİSK-AR)’NÜN YENİDEN YAPILANDIRILMASI

Küreselleşme sürecinin işçi sınıfı üzerindeki etkileri ve sendikal hareketin karşılaştığı sorunların giderek daha karmaşık bir hal alması nedeniyle ekonomik, sosyal ve siyasal süreçlerin yakından izlenmesi büyük önem kazanmıştır.

Diğer yandan emekçiler arasında onların sınıfsal bilinçlerini, mücadele kararlılıklarını yükseltecek eğitim çalışmalarına duyulan ihtiyaç da her gün daha fazlalaşmaktadır. Bu eğitimlerin faydalı olabilmesi bakımından emekçilerin gerçek sorunlarını ele alması ve bunlara ilişkin çözüm yollarını ortaya koyması gerekmektedir.

Bilim dünyasında işçi sınıfının, emekçilerin sorunlarını araştıran, çözümler üretmeyi amaçlayan çalışmaların giderek azalması ise söz konusu faaliyetlerin sendikalar dışındaki kaynaklardan elde edilecek veriler aracılığıyla gerçekleştirilmesini neredeyse imkansız hale getirmektedir.

Bütün bunları dikkate alan DİSK 12. Genel Kurulu,

  • DİSK Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR)’nün, tüm üye sendikaların ihtiyaçlarına yanıt verecek biçimde yeniden yapılandırılmasını,
  • Enstitünün gereksinimlerinin üye sendikalar tarafından karşılanmasını,

KARAR ALTINA ALIR.

Karar No: 13

TARİHİ VE DOĞAL ZENGİNLİKLERİMİZİN KORUNMASI İÇİN MÜCADELE

Tarihi ve doğal mirasın en önemli örneklerinden Zeugma (Belkıs), Hasankeyf, Samsat, Akkuyu, Bergama, Soma, Fırtına Vadisi gibi yerler kısa vadeli maddi çıkarlar için kurulacak baraj ve nükleer santrallere kurban edilmek istenmektedir.

Bunların neden olacağı göç, insan sağlığı ve çevreye vereceği zararlar göz ardı edilmektedir. Bunlara son yıllarda yaygın bir şekilde insan sağlığına ve çevreye zararlı olduğu halde rasgele kurulan baz istasyonları da eklenmiştir. Ormanlarımız acımasızca talan edilmekte ve doğal dengeler bozulmaktadır.

12. Genel Kurulumuz bu tespitlerden yola çıkarak;

  • Tarihi alanların korunması için yaygın bir çalışma yürütülmesini,
  • Ormanlarımızın yok edilmesine yol açacak tüm girişimlere karşı çıkılmasını,
  • İnsan sağlığı açısından tehlike doğuran nükleer santral, baz istasyonu gibi kitlesel etkileri büyük olan yapı ve yapılanmalara karşı etkin bir biçimde mücadele edilmesini,
  • Bu amaçları paylaşan ulusal ve uluslararası demokratik kitle örgütleriyle işbirliği ve dayanışmaya gidilmesini,

KARAR ALTINA ALIR

Karar No 14

GEÇMİŞ KARARLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE TEYİDİ

DİSK 12. Genel Kurulu, bu kararların dışındaki konulara ilişkin olarak, geçmiş genel kurul kararlarının yol göstericiliğini teyit eder ve geçmiş genel kurul kararları doğrultusunda hareket edilmesini

KARAR ALTINA ALIR.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterEmail this to someone
ITUC ETUC