Image Map

DİSK GENEL TEMSİLCİLER KURULU KARARLARI

DİSK’in kuruluşunun 44. yılı dolayısıyla 13 Şubat 2011 tarihinde Ankara’da toplanan;

·        DİSK Yönetim Kurulu, Başkanlar Kurulu, Denetim Kurulu, Disiplin Kurulu Üyeleri ve DİSK Bölge Temsilcileri,

·      Üye sendikalarımızın Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu, Disiplin Kurulu Üyeleri, Şube Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Bölge Temsilcileri, İşyerleri Baş Temsilcilerinin oluşturduğu “DİSK GENEL TEMSİLCİLER KURULU” çalışmalarını tamamlamış ve aşağıdaki kararların kamuoyuna açıklanmasına karar vermiştir.

 

“AKP İKTİDARININ SERMAYE YANLISI YÜZÜNÜ TEŞHİR ETMEK İÇİN GÖREV BAŞINA!”

A) AKP İKTİDARI EMPERYALİZMİN VE SERMAYENİN İKTİDARIDIR!

Emperyalizm, “yeni dünya düzeni” ve “küreselleşme” gibi cilalı sözlerle, bütün dünyayı ve insanlığı, piyasanın ve onun kural tanımaz güçlerinin eli kolu bağlı figüranları haline getirmek istemektedir. Emperyalizm, amacına ulaşmak için demokrasi, hak, hukuk, adalet, insan hakları, çevrenin ve doğanın korunması ilkelerini tanımadan insanlığı ve yeryüzünü yok eden saldırganlık içindedir. “Savaş”, “talan”, “işgal” ve her türlü kirlilik emperyalizmin temel yöntemi haline gelmiştir.

 

ABD’nin en büyük temsilciliğini yaptığı emperyalizm, “Büyük Ortadoğu Projesi” adı altında içinde bulunduğumuz coğrafyayı bir cadı kazanına çevirirken, bu kanlı oyunda Türkiye’ye de görev yüklenmektedir. Bu görev AKP tarafından yerine getirilmektedir.

 

AKP iktidarı tarafından uluslararası planda ABD güdümlü bir politika sürdürülürken ülke içinde izlediği neoliberal politikalarla işçi ve emekçi halk düşmanı siyasal, ekonomik ve sosyal kararları hayata geçirmektedir. İşsizlik, yoksulluk, yoksunluk, adaletsizlik, hukuksuzluk ve baskılar bu kararların bir sonucudur.

 

Başta eğitim ve sağlık olmak üzere enerjiden ulaşıma, içtiğimiz sudan soluduğumuz havaya kadar tüm yaşamsal alanlarımızı ilgilendiren ve halkın onlarca yıllık birikimi sayılan Kamu İktisadi Teşekkülleri’ni yok pahasına satarak özelleştirmektedir.

 

İşsizlik korkusu çaresizliğe dönüşmekte, giderek belirsizleşen bir gelecek algısı toplumsal ve etik değerler sistemini yıkarken çaresiz bırakılan insanlar kapitalizmin bir ürünü olan “suç sistemlerine” sürüklenmekte, toplumdaki şiddet eğilimleri ve farklı olana tahammülsüzlük artmakta, gericiliği körükleyen mahalle baskıları yaygınlaştıkça da toplumda kamplaşma ve kutuplaşmalar için zemin oluşturmaktadır..

 

Domino taşları gibi birbirini tetikleyen bütün bu olumsuzluklar dini bağnazlığı ve ırkçılığı kışkırtmakta, farklı inanç ve düşüncelere karşı linç psikolojisini gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmektedir.

 

Toplumumuz yüzyıllardır birbirlerine “kardeşim” diye seslenen bir dayanışma, barış ve bir arada yaşama kültüründen uzaklaştırılarak Türk-Kürt düşmanlığının oluşmasının ve derinleşmesinin bir parçası haline getirilmek istenmektedir.  

 

Politikaların hayata geçirilmesinde yükselen toplumsal muhalefet ise tehdit, hukuk dışı yöntemler, şiddet ve baskı ile bastırılmaya çalışılmaktadır. Bu şiddet giderek faşizan bir boyut kazanmakta, bu faşizan baskılara işçiler, emekçiler, gençler, kadınlar, çocuklar, köylüler, engelliler her geçen gün daha fazla maruz kalmaktadır.

 

B) ÜLKEMİZDE BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, SINIF VE KİTLE SENDİKACILIĞININ TEK TEMSİLCİSİ DİSK’TİR.

DİSK, 44 yıllık mücadele tarihinde, ülkemizde yaşayan tüm emekçilerin, yoksulların, ezilenlerin ekonomik, demokratik, sosyal ve siyasal hakları için mücadele etmiş, bu uğurda bedeller ödemiş ama mücadele azminden bir an bile kopmadan, kurucularının onurlu mirasını 2000’li yıllara taşımıştır.

 

DİSK, dünya işçi sınıfı hareketinin iki yüz yıllık mücadelesiyle, kendi zengin tarihinin billurlaşmış ifadesi olan, devletten, siyasi partilerden ve sermayeden bağımsız olma ilkesinin yanı sıra, işçi sınıfını ve emekçi halk kesimlerini kucaklayan, sınıf mücadelesinden asla taviz vermeyen ve demokratik işleyişe sımsıkı bağlı olan ilkeleriyle bugünlere gelmiştir.

 

DİSK, işçi sınıfının ulusal ve uluslararası mücadele birliğine olan inancıyla, küresel sermayenin ve onun yerli işbirlikçilerinin emek ve demokrasi karşıtı tüm eylemlerinin karşısında dimdik ayakta kalmayı başarmıştır.

 

DİSK, sadece temsil ettiği işçilerin değil, bütün emekçilerin ve halkın daha iyi yaşama, daha özgür, daha bağımsız ve demokratik bir ülke yaratma özlemlerinin sözcüsü olmuştur.

 

DİSK, Türkiye’nin insan hakları ve özgürlüklerine dayanan çağdaş, demokratik ve bağımsız bir ülke olma hedefinden asla ayrılmadan mücadelesini bugünlere taşımıştır.

 

DİSK, işçi sınıfının ekonomik-demokratik mücadele aracı olan sendikaları birer “sivil toplum kuruluşu” gibi gören anlayışları reddetmekte ve bu anlayışları sendikal örgütlenmelerin konum ve mücadelelerini zayıflatan bir eğilim olarak değerlendirmektedir.  

 

DİSK, 12 Eylül ürünü 2821-2822 sayılı yasalarla işçilerin, 4688 sayılı yasa ile kamu emekçilerinin sendikal örgütlenmesini düzenleyen iç hukuka onay veren ve iktidarın emek  ve sendika karşıtı her uygulamasına boyun eğen teslimiyetçi sendikal anlayışlara karşı  mücadele etme kararlılığının arkasındadır.

C) GÖREVLERİMİZ:

Ülkemizin tarihsel ve toplumsal bir kırılmanın evresinde olduğu bu dönemde, toplanan “DİSK GENEL TEMSİLCİLER KURULU”;  işçilere, emekçilere, emeklilere, gençlere, kadınlara, engellilere, çiftçilere, işsizlere “BU GİDİŞE DUR DE” çağrısı  yapılmasını kararlaştırmıştır. DİSK GENEL TEMSİLCİLER KURULU olarak işyerlerimiz başta olmak üzere örgütlü olduğumuz her yerde bu kararın gerekliliklerini yerine getireceğiz.

 DİSK GENEL TEMSİLCİLER KURULU olarak;

·         Halkların iradesine ve geleceğine ipotek koyan başta ABD ve işbirlikçileri olmak üzere her türlü emperyalist müdahalelere, işgallere ve küresel sömürü politikalarına karşı duracağımızı, savaşa karşı, barış talebiyle birlikte bağımsızlık ilkesine sadık kalarak bu alanda mücadele edeceğimizi,

 

·         Irkçılığa, gericiliğe, faşizme karşı mücadele edeceğimizi, anti-demokratik her türlü yasa, düzenleme ve uygulamaya karşı evrensel demokrasi ilkelerini savunacağımızı, demokratik bir ülke ve dünya inşa etme mücadelesinde kararlılığımızdan ödün vermeyeceğimizi,

 

·         Kapitalist sisteme, her şeyi piyasalaştırmayı hedef alan neoliberal anlayışa ve bu anlayış çerçevesinde uygulanan özelleştirme, taşeronlaştırma politikalarına ve kamusal hizmetlerin tasfiyesine, güvencesiz, kuralsız ve esnek çalışmayı hayata geçiren bütün politikalara karşı sermayenin değil toplumun, yoksulların, emekçilerin çıkarlarını üstün gören, kamuyu ve toplumu esas alan planlı, kalkınmacı, emekten yana bir siyasal-ekonomik modelin hayata geçmesi için mücadele etmeye devam edeceğimizi,

 

·         Bu politikaların ülkemizdeki baş aktörü AKP’nin sermaye yanlısı politikalarına karşı emekçilerin ve halkın taleplerini merkeze koyan bir toplumsal muhalefetin örgütlenmesi noktasında üzerimize düşen bütün sorumluluğu yerine getireceğimizi,

 

·         Ülke ekonomisini her an bir kriz tehlikesiyle yüz yüze bırakan, ulusal ve uluslararası finans sermayelerinin serbest sıcak para hareketlerine sınır getirilmesi için mücadele edeceğimizi,

 

·         Dış borç ödemelerinin durdurulması ve halktan yana kamu yatırımlarına öncelik verilmesi için çaba sarf edeceğimizi,

 

·         Gelir dağılımındaki eşitsizliğin artmasının bir nedeni olan adaletsiz vergi sistemine karşı, dolaylı vergilerin sınırlandırıldığı, az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınacak yeni ve adaletli bir vergi sistemine geçilmesi için mücadele edeceğimizi,

 

·         Halkın eğitim, sağlık, barınma ve ulaşım haklarını ortadan kaldıran her türlü yasal düzenlemeye karşı çıkacağımızı, bunların birer temel hak olduğundan hareketle, işçi ve emekçilerin haklarına sahip çıkmaları konusunda yoğun bir aydınlatma faaliyeti yürüteceğimizi,

 

·         Torba Yasa‘nın, emekçilere yönelik yeni saldırı dalgalarına zemin hazırlayacağı bilinciyle Torba Yasa’da emekçilerin aleyhine olan maddeler konusunda işçileri ve toplumun her kesimini bilgilendirmeye ve buna karşı mücadelemize devam edeceğimizi,

 

·         Başta tersaneler ve madenler olmak üzere ve en son Ankara OSTİM ve K.Maraş/Afşin’de yaşanan iş cinayetlerinin durdurulmasını, işçi sağlığı ve iş güvenliği ilkelerinin, işyeri kurallarına dönüştürülmesi ve toplu sözleşmelerde işçi sağlığı ve güvenliği konusunda koruyucu ve önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesini sendikal örgütlenme ve faaliyetlerin en öncelikli konusu haline getireceğimizi,

 

·         İşsizliğin nedeninin uygulanmakta olan ekonomik, sosyal politikalar olduğunu tespit ederek, işsizlik Sigortası’ndan faydalananların kapsamının ve işsizlik ödeneklerinin arttırılması, işsizlik fonunda biriken kaynakların ve ödenen primlerin yağmalanması başta olmak  üzere esas olarak tüm bu sorunların kaynağı olan ve işçileri haksızlıklara ve hukuksuz uygulamalara karşı koruyamayan iş güvencesi sisteminin değiştirilmesi için mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi,

 

·         Kapitalizmin, kâr ve rant uğruna fabrikaların kimyasal atıklarını derelere, nehirlere bırakılması, toprağa dökülmesi, verimli arazilerin organize sanayi bölgelerine dönüştürülmesi, nükleer santrallerin yapılması, filtresiz baca uygulamaları ve özellikle son dönemde gündemde olan HES’ler gibi doğayı ve ekolojik dengeyi tahrip eden ve tarihi mirasın yağmalanmasına yol açan tüm uygulamalara karşı etkin bir şekilde mücadele edeceğimizi, insan ve doğa merkezli bir planlamanın savunulmasında ısrar edeceğimizi,

 

·         Hükümetin IMF ve Dünya Bankası’nın dayatmaları sonucunda hazırladığı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘nun (SSGSS) Türkiye’de yaşayan yetmiş milyon insanın emeklilik hakkına ve sağlık hizmetlerinin sunumuna saldırı olduğunun ve bu saldırının aradan geçen 2 yılda yeni boyutlar kazandığının bilinciyle, verdiğimiz mücadeleyi durmaksızın sürdüreceğimizi,

 

·         Toplumsal ve ekonomik açıdan, emekten yana bir düzenin sağlanacağı demokratik, çağdaş, laik, yargının tam bağımsızlığını öngören, hukukun üstünlüğüne ve sosyal devlet ilkesine sıkı sıkıya bağlı eşitlikçi ve özgürlükçü bir Anayasa oluşturulması için, başta kendi örgütsel gücümüz olmak üzere tüm emek ve demokrasi güçleriyle ortaklaşa bir duruş sergileyeceğimizi,

 

·         Topluma dayatılan bireycilik, köşedönücülük gibi toplumu yozlaştıran bir yaşama anlayışı karşısında, toplumsallığı, dayanışmayı ve kolektif iradeyi ısrarla savunacağımızı,

 

·         Her türlü gerici düşünce karşısında, bilimin aydınlığını ve özgürlükçü laikliği savunacağımızı,

 

·         Tek tip yaşamın empoze edilmesi amacıyla; sanatın ve sanatçının özgürlüğüne yönelen her türlü sansüre karşı mücadele edeceğimizi,

 

·         Her türlü ayrımcılığın karşısında, yaşamın tüm alanlarında toplumsal cin
siyet eşitliğinin
sağlanması için mücadele edeceğimizi,

 

·         Kürt sorununun çözümünde, şiddete, baskıya ve teröre dayalı politikalara karşı çıkacağımızı; eşitlik, özgürlük, kardeşlik, barış içerisinde demokratik bir çözümü ve birarada yaşama isteğimizi kararlıca savunacağımızı,

 

·         Tutuklu ve hükümlülerin, insan haklarına ve onuruna saygı gösterilmesi için mücadele ederek, cezaevlerindeki tecrit ve baskı uygulamalarına karşı çıkacağımızı,

 

·         Siyasal iktidarların ve işverenlerin, sendikal örgütlenmeleri baskılamalarını, onlara müdahale etmelerini, aynı şekilde sendikal saflar içerisinde işverenler ya da siyasal iktidarlar eliyle faaliyet yürütmeye çalışan sarı sendikacılık anlayışına karşı mücadele edeceğimizi ve bunları ulusal ve uluslararası alanda teşhir edeceğimizi,

 

·         Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun, işçi konfederasyonlarının eşit oranda temsil edildiği, emek örgütlerinin katılımının arttırıldığı demokratik bir yapıya dönüştürülmesi ve asgari ücretin belirlenmesinde, işçinin ailesiyle birlikte insanca yaşamaya yeterli bir ücret seviyesinin esas alınması için, sermayenin istekleri doğrultusunda yürürlüğe konmak istenen bölgesel asgari ücret uygulamasına karşı mücadele edeceğimizi,

 

·         Sendika kurma ve üye olma hakkının, Anayasa’nın 90. maddesinde de belirtildiği gibi ulusal mevzuatın imzalanan uluslar arası sözleşmelere uyumlu hale getirilmesi şartı temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere uygun olarak, ücretli çalışanlar dışında, emekliler, öğrenciler, işsizler, çiftçiler, ev eksenli çalışan ve gündelikçi kadınlar açısından da bir hak olarak tanınması doğrultusunda mücadelemize devam edeceğimizi,

 

·         Sendikal barajlara ve sendikaya üyelikte noter şartına karşı mücadelemizi ve sendikaların tüzüklerini özgürce yapabilmeleri, yöneticilerini temsilcilerini özgürce seçebilmeleri için mücadelemizi sürdürmeyi ve referandumun yetki uyuşmazlıklarında tek çözüm mekanizması olarak yasal düzenleme sağlanması yolunda, referandum uygulamalarının işyerlerinde fiili olarak başlatacağımızı,

 

·         Grev hakkını sınırlandıran ve kullanılmasını engelleyen her türlü yasal ve yasa dışı müdahalelere karşı duracağımızı, grev hakkımızı toplu iş sözleşmesine bağlı tutmayacağımızı, hakkımız aramak yolunda yaptırım gücü olan bir mücadele aracına dönüştüreceğimizi, işçi haklarının söz konusu olduğu her alan için yasalardaki grev tanımına ve türlerine bağlı kalmaksızın grevin yasal bir hak olarak tanınması için mücadele edeceğimizi,

 

·         İşçi sınıfının uzun soluklu mücadeleler sonucu kazanılmış bir hakkı olan işverenlerce işçi ödenen kıdem tazminatının sermayenin istekleri doğrultusunda hükümet tarafından tamamen kaldırılması yönündeki çabalara karşı direnç oluşturacağımızı ve kıdem tazminatı tavanına getirilen sınırlamanın kaldırılması için kararlı bir mücadele vereceğimizi,

 

·         Konfederasyonumuz üyesi Birleşik Metal-İş sendikamızın işveren örgütü MESS ile yapılan görüşmelerinden çıkan uyuşmazlık sonucu başlatacağı grevlerinin, işçi sınıfının mücadelesinde tarihsel bir öneme sahip olduğunun bilinciyle, konfederasyonumuz genel merkezi olmak üzere DİSK üyesi bütün sendikaların Birleşik Metal İş Sendikası üyesi işçilerimizle dayanışma içerisinde grevlerini sonuna kadar destekleyeceğimizi,

 

·         1 Mayıs 1977 katliamı bir insanlık suçudur. Bu katliam ülkemizde aydınlatılmayan tüm siyasal cinayetlerin bir başlangıcı niteliğindedir. Bu nedenle, söz konusu olayın aydınlatılarak, ardındaki gücün ve suçluların ortaya çıkartılıp yargılanması ve Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için mücadele edeceğimizi,

 

·         Kadın emekçilerin, çalışma ve yaşam koşulları gerçeğinin farkında olarak, kadınların sorunlarına duyarlı örgütlenme politikaları yürüteceğimizi, merkez ve temsilcilikler bünyesindeki kadın komisyonlarının etkinliklerini arttıracağımızı ve kadınların sendikalarda daha yoğun temsil edilmeleri için daha fazla çaba harcayacağımı

 

·         Son dönemde özellikle Ortadoğu başta olmak üzere, uluslararası alanda işçi sınıfı ile her koşulda dayanışmamıza devam edeceğimizi, uluslararası sendikal hareketin bir parçası olduğumuzun bilinciyle her alanda mücadelemizi güçlendireceğimizi,

İLAN EDERİZ.

DİSK GENEL TEMSİLCİLER KURULU olarak;

 1) AKP iktidarının sermaye yanlısı siyasal, ekonomik ve sosyal politikaların, işçi ve emekçi halk düşmanı yüzünü gösteren “AKP’yi teşhir ediyoruz” başlıklı kampanyalar sürdüreceğimizi,

 

2) 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacağı ilan edilen genel seçimler dikkate alınarak emekçileri söz ve karar sahibi olacağı bir ülke hedefiyle, solun iktidara taşınması için işçi sınıfını ve emeği merkezine alan, demokrasiyi, özgürlükleri vazgeçilmez ilkeler olarak kabul eden aday ve partileri destekleyeceğimizi, seçim sürecinde sandıklara sahip çıkacağımızı,

3) 1 Mayıs 2011 Pazar günü, İstanbul 1 MAYIS TAKSİM MEYDANI’nda, 1 Mayıs işçi sınıfının birlik-mücadele-dayanışma gününde, “MİLYONLAR AÇ,  MİLYONLAR İŞSİZ, İŞTE KAPİTALİST SİSTEMİNİZ” şiarıyla, 1 MİLYON KİŞİNİN KATILACAĞI kitlesel bir gösteri düzenlenmesi için DİSK Yönetim Kurulu’na öneri götüreceğimizi,

KARAR ALTINA ALIYORUZ…

ITUC ETUC