Image Map

Kadın Emeği Platformu: ''Bu pakete esastan itirazımız var!''

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterEmail this to someone

Kadın Emeği Platformu’nun düzenlediği forumda konuşan farklı kesimlerden kadınlar, zaten yoğun sömürü altında, güvencesiz ve kötü koşullarda çalıştıklarını, AKP’nin kadın istihdamı ve doğum teşvik paketi ile yaşadıkları sömürünün daha da katmerleşeceğini vurguladı. “Paketi kabul etmiyoruz” diyen kadınlar, bu saldırıya karşı ortak mücadelenin önemine dikkat çekti.

40’tan fazla sendika, meslek örgütü, siyasi parti, kadın örgütü, feministeler ve demokratik kitle örgütünden kadınların oluşturduğu Kadın Emeği Platformu, 2 Kasım cumartesi günü İstanbul Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası’nda (İSMMMO) forum düzenledi. Foruma platform bileşenlerinden temsilcilerin yanı sıra, THY direnişçisi kadınlar, Kazova direnişçisi kadınlar, hastanelerde taşeron olarak çalışan sağlık işçileri, Mezopotamya mevsimlik tarım işçileri derneğinden, Abbasağa ve Yoğurtçu parkı forumlarından kadınlar katıldı.

Forumun açılış konuşmasını yapan DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, AKP’nin bu paketle birlikte kadınları çocuk doğurmaya teşvik ederken, 20 yıl sonrasının ucuz iş gücünü de garanti altına almaya çalıştığını belirtti. Çerkezoğlu, “Siyasi iktidar, kadını aileye hapsederken kadın emeğini değerlendirmeyi, kadınların kazanılmış haklarını ve özgürlüğünü yok etmek istiyor.

Bizim kadınlar olarak bu saldırılara karşı söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var” dedi.  Bu amaçla, 40’ı aşkın bileşenden oluşan Kadın Emeği Platformu’nun çalışmalarına başladığını söyleyen Çerkezoğlu, “Kadınlar olarak emeğimize ve bedenimize sahip çıkmak için, bize müjde diye sunulan, emeğimizi değersizleştiren kadın istihdam paketinin bir bütün olarak ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Kadınların talepleri doğrultusunda bir mücadeleyi örgütlemek için adım atmış bulunuyoruz” diye konuştu.

Güvencesizlik artıyor

Açılış konuşmasının ardından söz alan işçi ve emekçi kadınlar ücretli çalışma hallerini anlattı. Zaten kötü koşullarda, düşük ücretlerle çalıştıklarını ve giderek daha da güvencesizleştirildiklerini vurgulayan kadınlar, bu paketle birlikte yaşadıkları sömürünün ve güvencesizliğin katmerleşeceğini belirtti.

Forumun ikinci bölümünde ise, paketin içerdiği düzenlemeler hakkında bilgi verildi ve bu saldırılara karşı neler yapılabileceği tartışıldı.

***

Forumda konuşan kadın işçiler şunları kaydetti:

Neslihan Karadeniz (Mezopotamya Mevsimlik Tarım İşçileri Derneği): Biz bütün gün güneşin altında çalışıyoruz, sigortasız ve düşük ücretle çalışıyoruz. Çalıştığımız yerlere kamyonlarla gidiyoruz. Üst üste bindiriliyoruz kamyonlara. Kaza çok oluyor. Çalıştığımız yerlere servisle gidelim, sigortamız olsun banyo, kreş, doktor, hemşire olsun; emeğimizin karşılığını alalım güvenceli bir işimiz olsun diye mücadele ediyoruz.

Aynur Aydemir (Kazova direnişçisi): 31 Ocak’ta izne gönderildik, bir hafta sonra öğrendik ki işten atılmışız, patron makineleri kaçırmış. ÇHD ile iletişime geçtik. Onlar direnmemiz gerektiğini söylediler, önce korktuk. O zamandan bu yana direnişimiz sürüyor. En son makinelerin bir kısmını hacizle aldık. Şimdi de işçi filmleri festivali yapıyoruz. Patronumuz olmayacak bundan sonra. Bizim kan emicilere ihtiyacımız yok, bunu herkese kanıtlayacağız.

Deniz Eralp (THY direnişçisi): 550 gündür direnişteyiz. Biz de bir gece AKP’nin yasasıyla grev hakkımızın elimizden alınacağını duyduk. Basın açıklamasına katıldık diye işten atıldık. Bunun üzerine direnişe geçtik. Grev hakkımızı geri aldık. Sonra da greve çıktık. Derdimizin para olmadığını, insani koşullarda çalışmak olduğunu anlattık. Şimdi de kadın istihdamı paketiyle haklarımıza saldırıyorlar. Bizim için tek yol var, birlik olmak ve mücadele etmek.

Güzide Atacan(Taşeron sağlık işçisi): Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde işçiyim. Hastanede kreş yok, bu en önemli sorunlarımızdan biri. Kreş olsa bile taşeron işçinin çocuğunu kreşe verme hakkı yok. Kadınlar gece nöbetlerinde çok büyük zorluklar yaşıyorlardı, 16 saat çalıştırılıyorlardı. Taşeron işçi ile kadrolu işçi arasında çifte standart vardı.

Nuray Gökçe (Taşeron sağlık işçisi): Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde işçiyim. Hastanenin yeri değiştirildi, herkes sürüklenerek götürüldü. Bize hiçbir şekilde sorulmadı. İş güvenliğimiz yok, daha geçen bir arkadaşımız hasta yakınlarının saldırısına uğradı. Haftalık 45 saati doldurmadığımız için acilde nöbet tutmaya zorlandık. Biz Dev Sağlık-İş’te örgütlüyüz, yetkililerle görüştük, kabul etmeyeceğimizi söyledik. Önce sadece iki ay dediler, sonra bir haftaya düşürdüler. Biz direnmezsek, örgütlülüğümüzü göstermezsek bu baskılar artar. Boyun eğmemek gerekiyor.

Sendikal Güç Birliği Kadın Koordinasyonundan Tülin Çelik: AKP Hükümeti pek çok haklarımızın gasp edilmesine neden oldu. Bu bir hak paketi değildir. Sadece kadınları esnek işlere sürme operasyonudur. Kıdem tazminatının fona devredilmesini de içeren bu paket aynı zamanda kadınları kamusal alandan silme çabasıdır.

Tek Gıda-İş Sendikası Kadın Komisyonundan Neslihan Taşoluk ise “ Doğum izinleri Avrupa’da zaten 18 aydır ve ebeveyn izni olarak tanımlanır. Devletin çalışana doğum izni süresinde ödeyeceği para ve fona devredilen kıdem tazminatlarının işsizlik fonundan ödeneceğini belirtti. Kimin parasıyla kime yardım yapıyorlar?” diye sordu. Taşoluk, meclisteki kadın milletvekilleriyle birlikte Ankara’ya bir yürüyüş yapılmasını önerdi.

TÜMTİS’ten İlknur Baş, kadınların özel sektörde işe geri dönmesini denetleyecek hiçbir mekanizmanın olmadığını söyledi. “Devlet mademki işe geri alma zorunluluğu getiriyor önce ILO 183’ü imzalasın” dedi. Baş, Hükümetin ILO 183’ü imzalaması için bir kampanya başlatılmasını önerdi.

İkinci bölümdeki konuşmalarda kadınların Gezi isyanındaki konumuna ve Gezi isyanın onlar üzerindeki etkisine de atıfta bulunularak, Gezi’den doğan örgütlenme ve mücadele araç ve biçimlerinin, yaratıcı yöntemlerin kullanılmasının altı çizildi. Semtlerde, Organize Sanayi Bölgelerinde kadın toplantılarının yapılması, bu forumların bütün illere taşınması vurgulandı.

Forum sonunda platform olarak ortak talepler oluşturuldu. Taleplerin bir kısmı ise şu şekilde;

Kapatılan tüm kamu kreşleri açılmalıdır. Kadın/erkek olmasına bakılmaksızın, en az 50 işçi çalıştıran kamu/özel tüm iş yerlerinde ücretsiz, (vardiya koşulları dikkate alınarak gerektiğinde 24 saat açık) bakım evleri ve kreşler açılması zorunlu olmalıdır. Diğer çocuklu bireyler için her mahalleye ihtiyacı karşılayacak kadar kreş açılması için devlet kendisi girişimde bulunmalı, belediyelere yasal zorunluluk getirilmeli, 50’den az işçi çalıştıran işverenler de bu mahalle kreşlerine destek olmakla yükümlü olmalı, yurttaş girişimleriyle yaratılacak kreş kooperatifleri vb. alternatif çözüm arayışları özendirilmelidir.

İş yerlerindeki çalışma düzeni, kadınların ve erkeklerin çocuklarına bakma yükümlülüğüne uygun şekilde düzenlenmelidir.

Kadın ve erkek çalışanların, kendilerine ve ailelerine zaman ayırabilmeleri için yasal günlük/haftalık çalışma süreleri günde en fazla 7, haftada en fazla 35 saate indirilmeli, toplu iş sözleşmeleri ile daha altında süreler kararlaştırılması özendirilmelidir.

“Aile sorumlulukları”, “çocuk bakım yükümlülükleri” gibi bahanelerle kadınlara esnek çalışma formları dayatmak yerine, tam zamanlı ve tam güvenceli istihdam olanaklarını sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Bu istihdam paketi, Türkiye koşullarında, emekli olma yaşını 65’e yükselterek çalışanların emeklilik hakkını “mezara gömen” düzenlemeyi daha da ileri götürmektedir. Kısmi/esnek zamanlı çalışmayı kural, tam zamanlı/düzenli çalışmayı istisna haline getiren bu düzenleme ile öncelikle kadınlar ve sonuçta tüm çalışanlar için “emeklilik” artık “bir hayal” bile olmaktan çıkartılmaktadır.

Amaç, gerçekten istihdamda kadın-erkek eşitliğini sağlamak ise, kadın ve erkek emekçilerce hiçbir biçimde kabul edilmeyecek bu “yasamsı” düzenlemeler çöpe atılmalıdır.

Ve hazırlanmakta olan yeni anayasada; “çalışma hayatının tüm alanlarında kadınlarla erkeklerin eşit yer alması esastır” ilkesi getirilmelidir.

Saat 13.30′de başlayan forum 18.00′de sona erdi.

Forumun Sonuç Bildirgesi daha sonra yayınlanacak ve bir basın açıklaması ile duyurulacak.

kadınemegi kadınemegii

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterEmail this to someone
ITUC ETUC