Image Map

"Red kararı hukuka aykırıdır"

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterEmail this to someone

Hukuk dışı Taksim yasağı ile ilgili Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği’ne gönderilen yazı

Tarafımıza 30.04.2014 tarihinde tebliğ edilen ilgi yazı ile özetle : “…Anayasamız ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. Maddesi kapsamında Toplantı ve Gösteri hakkının kullanılabilmesi amacıyla ilimizde 2911 sayılı Kanun hükümlerine  istinaden; Avrupa yakasında bir, Anadolu yakasında beş olmak üzere toplam altı tane toplantı ve gösteri alanı tespit edilmiştir….Avrupa yakasında tespit edilen toplantı alanı ise Yenikapı toplantı ve gösteri alanıdır… katılımcıların bu alana geliş ve gidişleri İstanbul Trafiğini olumsuz yönde etkilemeyecektir…Yenikapı Miting alanı, konum itibari ile de düz bir alana kurulu olduğundan ve etrafında fiziki engeller olmadığından tahliye durumlarında (acil ve panik halinde) insanların dağılmasında olumsuzluğa sebebiyet vermeyecektir…Yenikapı miting alanı, genel asayiş ve güvenlik tedbirlerinin alınması için daha uygun bir konuma sahiptir…Taksim Alanı ve civarı ise konum itibariyle yüksek katılımlı toplantı ve gösteriler için uygun bir yer olmadığı gibi, araç ve yaya akışının çok yoğun olması, turizm potansiyelinin en yüksek düzeydeki yerlerden birisi olması ve bunun yanında buradaki ve çevresindeki otellerin 24 saat faaliyet göstermesi nedeniyle, ülke ekonomisine sağladığı katkı bakımından da büyük bir öneme sahip olduğu dikkate alındığında bu bölgede yaşanabilecek olumsuzlukların hem ülke ekonomisi hem de turizm açısından, ülkemizin tanıtımını olumsuz yönde etkileyecektir…herhangi bir sebeple toplantı ve gösterinin kontrol edilememesi halinde, katılımcıların tahliyesinde ciddi zorluklar yaşanacağı ve bu alandaki insanların can güvenliğinin tehlikeye gireceği, buna bağlı olarak da kamu düzeni ciddi bozulacağından, kamu düzeninin korunması da imkansız bir hal alacaktır…ayrıca ilgili istihbarat birimlerinden, yasadışı terör örgütlerinin ve uzantısı olan grupların güvenlik görevlilerine karşı şiddete başvuracaklarına dair istihbarı bilgiler mevcuttur. Bu durumda da, Taksim ve çevresinde, kamu güvenliğinin ve emniyetinin bozulması yanında, vatandaşların hak ve özgürlüklerini de ciddi olarak tehlikeye düşürecek niteliktedir. Bu sebeple, söz konusus kutlama için talep edilen bu alanın, 2911 sayılı Kanunun istisnalar başlıklı 4. Maddesi kapsamında da verilmesi imkanını ortadan kaldırmaktadır…Başvuru dilekçesinde bahsi geçen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 27.11.2012 tarih ve 38676/08 başvuru no.lu DİSK & KESK  – TÜRKİYE kararında da; taraf devletlerin sözleşmenin 11/2. Maddesinde sayılan hususların varlığı halinde toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına kanunla sınırlamalar getirilebileceğine yer verilmiştir. Buradan, 2911 sayılı Kanun hükümleri kapsamında, Valiliğimiz tarafından toplantı ve gösteri alanlarının belirlenmesi ve kutlamaların, belirlenen yerlerde yapılmasının, barışçıl toplanma ve gösteri hakkının özüne aykırı olmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır…Bununla birlikte…konfederasyonlar ve bağlı sendikalar, siyasi partiler, meslek odaları ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının bayram kutlaması amacıyla, Taksim Meydanında çelenk koyma, basın açıklaması ve anma etkinliğinin sembolik katılım ile yapılabileceği, ancak büyük ölçekteki kutlamaların bu meydanda yapılmasına izin verilmeyeceği…” bildirilmektedir.

Öncelikle, Valilik makamının,  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İHAM’ın 27.11.2012 tarih ve 38676/08 başvuru no.lu DİSK & KESK  – TÜRKİYE kararını bütünlüklü bir şekilde okumadığı veya değerlendiremediği kanaatini taşımaktayız. Anılan karar, 1 Mayıs 2008 tarihinde yapılmak istenen ve yine Valiliğinizin ilgi yazıda belirtilen neredeyse birebir kopya niteliğindeki gerekçeleri ile yasaklanan ve engellenen kutlamalara ilişkin bir karardır. Nitekim,  İHAM, anılan kararında, önce Valilikçe ileri sürülen, dava aşamasında da Hükümetçe dile getirilen bu gerekçeleri teker teker ele alarak çürütmüş ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. Maddesinin ihlal edildiğine oybirliği ile karar vermiştir.  Mahkeme kararında açıkça :

  • Toplantı ve Gösteri Yapma Hakkının, gösterinin yapılacağı yeri belirlemeyi de kapsadığına,
  • DİSK’in üyelerini anmak için Taksim Meydanı’nı kullanmak istemesinin hakkı ve üyelerine karşı görevi olduğuna,
  • Bu gösterilerden günlük yaşam  etkilense bile Hükümetin, barışçıl hakkın gerçekleştirilmesi konusunda hoşgörülü olması gerektiğine,
  • Hükümetin hakkın kullanımını engellemek için ileri sürdüğü, “göstericiler arasında yasadışı örgüt üyelerinin bulunduğu” gerekçelerinin kanıtlanamadığına,
  • Şişli Etfal Hastanesine atılan gaz bombasının hiçbir haklı gerekçesinin olmayacağına,

Karar verilmiştir.

Bu karar ile ; ilk defa bir meydan, ulusalüstü hukuk alanında bir hakkın temel unsuru olarak kabul edildi. Bu kararla Taksim Meydanı, 1 Mayıs kutlamalarının İstanbul’daki adresi olarak tescillendi ve ilk kez bir meydan, Taksim Meydanı, İnsan Hakları Avrupa Sisteminde bir özne olarak yer aldı.

 Nitekim, Taksim Meydanında 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yapılan ve son yıllarda ülkemizde ve dünyada gerçekleştirilen en kitlesel 1 Mayıs anma ve kutlamalarının düzen ve coşkusu, Valilik makamının yasaklama gerekçelerinin önemli bir kısmını ortadan kaldırmaktadır. Kaldı ki, 2013 yılında yapılan yayalaştırma çalışması sonucunda alan kutlamalara daha elverişli bir hale gelmiş bulunmaktadır.

Taksim alanı, metrekare ve alana açılan yollar bakımından İstanbul’un hala en büyük alanlarından biridir. TMMOB / İstanbul Mimarlar Odası ve Şehir Planlaması Odalarının gerçekleştirdiği fizibilite çalışmaları bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 24. maddesi Düşünce ve Kanaat Hürriyetini, 25. maddesi de düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini düzenlemektedir. Anayasanın 34. maddesinde 3.10.2001 tarihinde 4709 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe göre Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Bunun yanında,  Anayasanın 13. maddesinde aynı tarihte ve aynı kanunla yapılan değişikliğe göre Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar da, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Anayasanın 90. maddesinde 22.05.2004 tarihinde 5170 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe göre de Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınacaktır.

Ülkemiz tarafından usulünce yürürlüğe konulmuş bulunan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 20. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesi  toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını teminat altına almakta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İHAM)’ın içtihatları da barışçıl (silahsız saldırısız) toplantı ve gösteri yürüyüşünün temel bir hak olduğunu ve sınırlanamayacağını ifade etmektedir.

İstanbul Valiliği’nin, 12 milyonluk bir kentte, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını, gerçekte olmayan “…güvenlik, turizm, ülke ekonomisi, ülke tanıtımı vb.” gerekçelerle sınırlayan, yasaklayan idari kararı Anayasanın 13. maddesi anlamında hakkın özünü zedeleyen, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine ve İHAM içtihatlarına aykırı bir sınırlamadır. Zira, bir ülkenin en önemli tanıtım kriterlerinden biri de demokrasi standartlarının yüksekliği olduğu gibi,  İstanbul Valiliği’nin kutlamalar için önerdiği Yenikapı alanı en yakın yerleşim yerine 400 – 500  metre uzaklıkta, deniz kenarında çevresinde hiçbir yerleşim yeri, ticaret merkezi olmayan, adeta kentten tecrit edilmiş, ilk defa 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde kullanılmaya başlanmış, kent belleğinde hiçbir izi olmayan bir alandır. Yenikapı alanında olsa olsa, ağaçlardaki kuşlara ve denizdeki balıklara gösteri yapılabilir.

Taksim meydanında yapılacak anma ve kutlamaların yaya ve araç trafiğini, turizmi, ülke ekonomisini olumsuz etkiliyeceğini iddia eden İstanbul Valiliği, asıl olarak bu toplantıyı engellemek için geçmiş yıllardaki örneklerinde görüldüğü üzere, hukuka ayrı olarak aldığı, İstanbul genelinde metro, metrobüs, otobüs, tren ve vapur seferlerinin durdurulması, kentin Mecidiyeköy’den, Taksim’e,  Eminönü’nden Beşiktaş’a kadar geniş bir bölgede araç ve yaya trafiğini engellemesi vs. sıkıyönetimi andıran önlemlerle kent yaşamını önemli derecede olumsuz etkileyerek, kamu düzenini bozduğu gibi, vatandaşların ulaşım, seyahat özgürlüğü, çalışma hakkı vb. haklarını ihlal etmektedir.

İHAM Kararın Etkisi, Uygulanma Zorunluluğu :

Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs’ın Kutlanmasını Sağlamak Hükümetin Görevi Olmuştur.

Hükümet,  İHAM tarafından 27.11.2012 tarihinde verilen bu karara itiraz hakkını kullanmamış, kararda yapılan tespitleri kabul etmiş, karar ihlallerin tespiti yönünden kesinleşmiştir. Kesinleşmiş olan bu karar, uygulanmak zorundadır. İHAS 46 m./1 İHAM  kararlarına uyma yükümlülüğünü düzenlemiş, İHAS 44 m.de kararlara uymamanın Bakanlar Komitesinin Denetimini gerektireceği yaptırımını düzenlemiştir.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 19 Ocak 2000 tarihli kararı ile de İHAM kararlarına uyma yükümlülüğünü idari bir organ olarak da teyit etmiştir.

Anayasa 90.m/son fıkrasında uluslararası sözleşmelerin doğrudan uygulanacağı düzenlenmiştir. “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.”

Kamu Düzeni ölçütü: İnsan Hakları değerler sistemi, kamu düzeni ölçütünü uluslararası bir hukuki kurum olarak ele alır ve taraf devletlerin kamu düzenine uygun davranmasını hükmeder. Kamu düzeni ölçütü, sözleşmeye ve mahkeme kararlarına taraf olan tüm kişi, devlet kurumları ve bağımsız otoritelerin hukuk kuralları ile bağlı olmalarını ifade eder. Yani taraf devletler, İHAS maddelerine, İHAM kararlarına uymak zorundadırlar. Başka bir deyişle, İHAS, Hukuk Devletinin gerçekleşme şekli olarak, Hukuk Kurallarının uygulanma zorunluluğu ile Hukuk Kuralları kaynaklarından olan Mahkeme Kararlarının da uygulanması zorunluluğunu tüm taraf ülkelere yüklemiştir. İHAS 11 m. / 2, İHAS 13 m.

İHAS hükümlerine göre, İHAM kararlarının uygulanması demek, karar sonuçlarının etkili ve iyi niyetli şekilde uygulanmasıdır.

Bunun aksine davranış, karar gereğini yerine getirmeyen her düzeydeki kamu görevlilerinin hukuka aykırı uygulaması olacaktır. Gerçekten Taksim Meydanı’nı 1 Mayıs kutlamalarına hazırlamayan, göstericilerin toplu ifade özgürlüğü haklarını güvencelemeyen siyasi yetkililer ve kamu otoriteleri, ildeki görevli Valilik, Emniyet Müdürlüğü görevlileri, en üst düzeydeki idareciden en alt düzeydeki polis memuruna kadar kararın uygulanmamasından sorumlu olacaklardır. Meydanın hazırlanması konusunda gerekli talimatları vermeyen yetkililer kadar 1 Mayıs günü haklı ve yasal gösterilerini yapmak isteyenlere fiilen müdahale edenler de bu karar karşısında hukuka aykırı davranmış olacaklardır.

Sonuç olarak tüm bu ulusal ve uluslararası düzenlemeler gereği bu karar uygulanması zorunlu bir karar olmuştur. Kararın gereği gibi uygulanabilmesi için idari ve siyasi otoriteler gerekli önlemleri alıp, Taksim Meydanı’nı 1 Mayıs’a hazırlamalıdır.

Aksi halde, İHAS 44.m. gereği Bakanlar Komitesi denetimi ile karşı karşıya kalacaktır.

Bunun yanında, gerek Cumhuriyet Savcılıklarımızın,  gerek yerel mahkemelerimiz, gerekse de Yargıtay’ımızın verdiği bir çok kararında, Valilikler tarafından ilan edilmiş alanların dışında yapılmış bir çok barışçıl etkinlik, Anayasal demokratik bir hakkın kullanılması niteliğinde görülerek takipsizlik, beraat kararlarına konu olmuştur.

Nitekim, önceden belirlenmemiş bir alan olmasına karşın, İstanbul Valiliğinin suç duyuruları ile yapılan hazırlık soruşturmaları ve yargılamalarda ;

a) 2004 yılında yaşanan Taksim tartışmalarından sonra yapılan 1 Mayıs Saraçhane Mitingi konusunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2004/20583 Hzr., 2004/96 sayılı Takipsizlik Kararı ;

b) 2007 1 Mayıs Taksim Kutlamaları için  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2007/21214 Sor., 2007/13325 K. sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ;

c) 2007 1 Mayıs Taksim Kutlamaları için  Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Genel Başkan Süleyman Çelebi hakkında 2007/466 E., 2008/962 K. sayılı Beraat kararı;

d) 2007 1 Mayıs Taksim Kutlamaları için  Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesi  Genel Sekreter Musa Çam 2007/729 E., 2007/1302 K. sayılı Beraat kararı;

e) 2008 yılın Taksimde yapılan Sosyal Güvenlik Eylemi nedeniyle Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün ve bir çok sendika yöneticisi hakkında 2008/6489 Sor., 2008/10842 K. sayılı Kovuşturmaya Yer olmadığı  kararı

vermiş olup, bunun yanında daha önce İstanbul Mahkemelerinin Beyazıt, Sultanahmet ve Aksaray Metro Meydanlarında yapılan çeşitli toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile ilgi olarak verdiği Beraat karaları da İstanbul Valiliğinin bilgisi dahilindedir.

Kaldı ki, “1 Mayıs İşçi Bayramı”, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda 5892 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle “Emek ve Dayanışma Günü” olarak tatil ilan edilmiştir.

2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun istisnalar başlığını taşıyan 4. maddesinin (b) fıkrası “Kanunlara uymak, kendi kural ve sınırları içinde kalmak şartıyla kanun veya gelenek ve göreneklere göre yapılacak toplantı, tören, şenlik, karşılama ve uğurlamalar” ın istisna kapsamında bulunduğunu açıkça hükme bağlamaktadır.

Bu hüküm kapsamında Taksimde yapılacak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü kutlamaların ve anmalarının kanun ve gelenek ve göreneklere göre yapılacak toplantı olduğu çok açıktır. Nitekim, 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında Taksim’de yapılan 1 Mayıs kutlamalarının bu kapsamda gerçekleştirildiği Valiliğinizin bilgisi dahilindedir. Bu nedenle, bu yıl ilgi yazı ile bu çerçevede bildirilen red kararı açıkça hukuka aykırıdır.

Bunun yanında bu toplantı ve anmanın Anayasa ve usulüne göre kabul edilmiş Uluslar arası sözleşmeler ile İHAM kararına göre kullanılması gerektiği, yapılacak kutlamaların düşünce ve ifede özgürlüğü; toplantı ve Gösteri Yürüyüşü çerçevesinde bir davranış olduğu, aksine bunun 2007 ve 2008 yıllarında örnekleri görülen tarzda engellemelerle karşılaşmasının, engellenmesinin suç olduğunu, bunun da gerek ulusal, gerekse de uluslar arası etkili başvuru hakları çerçevesinde sıkı bir şekilde takip edileceği hususlarını bilgilerinize sunarız.

 

Saygılarımızla.

 

 

 

Dr. Arzu ÇERKEZOĞLU          Kani BEKO

Genel Sekreter                       Genel Başkan

DAĞITIM :

1-      Başbakanlık

2-      İçişleri Bakanlığı

3-      İstanbul Valiliği

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterEmail this to someone
ITUC ETUC