Image Map

DİSK Genel Başkanı Kani Beko’nun Taşeron İşçilik Çalıştayında yaptığı konuşma

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterEmail this to someone

DİSK Genel Başkanı Kani Beko, CHP Emek Bürolarının 18 Kasım 2017’de düzenlediği Taşeron İşçilik Çalıştayında bir konuşma yaparak ayrımsız, kayıtsız, şartsız kadro talebini dile getirdi. 

Konuşmanın tam metni şöyle:

Değerli konuklar,

Değerli katılımcılar

Sözlerime başlamadan önce taşeron işçilerle ilgili bu çalıştayı düzenleyen Cumhuriyet Halk Partisi’ne teşekkür ediyorum.

Tıpkı kıdem tazminatı konusunda olduğu gibi, çalışma hayatının kanayan bir yarası olan taşeron işçilik konusuna da tam zamanında müdahale ederek bizleri bir araya getiren CHP Emek Bürolarına teşekkür ediyorum.

Taşeron çalışma düzeni çalışma hayatının yıllardır kanayan bir yarasıdır.

Taşeron çalışma düzeni özellikle kamuda tam bir kangrene dönüşmüştür.

Taşeron çalışma düzeni kamuya yüktür, işçiye haksızlıktır.

Bu sistem asalak bir sistemdir. Ne devlete ne işçiye ne de topluma faydası vardır.

Sayıları 750 bini aşan, ama kesin sayısı bir türlü açıklanmayan kamu taşeron işçileri kamu hizmetinde çalışıyor ve kamu hizmeti üretiyor. Kamu hizmetini üreten tüm çalışanların beşte biri taşeron işçilerden oluşuyor.

Kamu hizmeti ürettikleri halde bu işçiler taşeron şirketler tarafından istihdam ediliyor.

Taşeron şirketler kamu hizmetinin üretilmesine hiçbir katkıda bulunmadan işçi simsarlığından para kazanıyor.

Asalaklık dediğim budur!

Bu asalak taşeron sistemine bir an önce son verilmelidir.

Kamuda taşeron işçiliğin hiçbir izahı yok.  İşçiler kâğıt üzerinde taşeron şirketin işçisi gözükse de gerçekte böyle değil. Yıllar boyunca aynı kamu kurumunda çalışıyorlar. İhaleler yoluyla taşeron şirketler değişiyor ama işçiler aynı kalıyor.

Kâğıt üzerinde değişen bu taşeron şirketler fiilen işveren değil. Kamudaki taşeron işçilerin amirleri, sevk ve idare yetkisini kullananlar kamu kurumlarının yöneticileri. Gerçek işveren kamu kurumları. Bunun adı muvazaadır, bu uygulama kanuna karşı hiledir.

Nitekim bu yönde verilmiş çok sayıda yargı kararı var. Çok sayıda muvazaa kararı var ama hükümet bu yargı kararlarını uygulamıyor.

İşçiler kamunun işçisi, para kamunun parası, kıdem tazminatını kamu ödeyecek, işçilerin izinlerini kullanıp kullanmadığını kamu kontrol edecek, eğer işçiler sendikalı olup toplu iş sözleşmesi imzalamayı başarırlarsa toplu sözleşme farkları kamu tarafından ödenecek!

Peki o halde taşeron şirkete ne hacet!

Asalaklık dediğim budur!

Bu taşeron şirketlerin yegâne işi devletin kendisine transfer ettiği işçi alacaklarını işçilerin hesabına aktarmak. Çoğu bambaşka şehirlerde, işçilerle muhatap bile değiller.

Neden taşeron denen ve işçi simsarlığından başka bir işlevi olmayan, işçilerin sırtından komisyon alan bu asalak sistem sürüyor?

Kamu neden bu asalak şirketlere para ödüyor? Bu asalak şirketlere ödenen kamu kaynakları neden işçiye ödenmiyor?

Kamuda taşeron sistemi kamu kaynaklarının asalak işçi simsarı şirketlere aktarılmasından başka bir anlam taşımıyor. Kamuda taşeron sistemi devlet eliyle yeni asalak şirketler yaratılmasından başka bir anlam taşımıyor.

Değerli arkadaşlarım,

Taşeron işçiler kadrolu işçilerin yararlandığı haklardan yararlanamıyorlar, ayrımcılığa uğruyor.

Taşeron işçiler sendikalaşma hakkından, toplu pazarlık hakkından, grev hakkından fiilen yararlanamıyor.

Taşeron işçilerin toplu iş sözleşmesi yapmasını kolaylaştıran düzenlemeler işe yaramadı.

Taşeron işçilerin toplu sözleşme hakları fiilen kâğıt üzerinde kalıyor.

Taşeron işçileri örgütleyen sendikaların üye sayısında artış yaşanıyor ama bu işçiler toplu iş sözleşmesi yapamıyor.

Bunun en önemli kanıtı sendikalı işçi sayısı 1 milyon 600 bin iken, toplu sözleşme kapsamındaki işçi sayısının bir milyon civarında olmasıdır.

Bu sistem akla-mantığa, hukuka, bilime, insan haklarına aykırıdır.

Kamuda işçi simsarlığına dayalı bu asalak sisteme son verilmeli ve taşeron işçiler kamu işçisi olmalıdır.

Değerli arkadaşlarım,

Taşeron işçiler yıllardır bu akıl dışı, bilim dişi, hukuk dişi ve vicdan dışı düzene son verilmesini ve kadroya alınmayı talep ediyor.

 Buradan hükümete sesleniyorum: Taşeron işçilerini seçim malzemesi, siyasi malzeme yapılmaktan vazgeçin. Taşeron işçilerin umuduyla oynamayın!

 Taşeron işçilerin kadro talebi kamuoyuna mal olmuş en haklı taleplerden biridir.

Taşeron işçiler, sendikalar yıllardır taşeron işçilere kadro istiyor.

Bilindiği gibi kadro talebi, 1 Kasım 2015 seçimleri öncesinde AKP tarafından da sahiplenildi.

Tıpkı asgari ücret gibi taşeron işçiye kadro konusu da çalışanların çok duyarlı olduğu bir konuydu. AKP taşerona kadro vaadini 1 Kasım 2015 seçim kampanyasının önemli unsurlarından biri yaptı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu 1 Kasım seçimleri için hazırlanan bir seçim videosunda şöyle diyordu: “Ülkemizin gücüne güç katan işçilerin yarınlara umutla bakabilmesi için asli işlerde çalışan taşeron işçilerimizi kadrolu yapıyoruz.”

Davutoğlu hükümeti tarafından 10 Aralık 2015 tarihinde açıklanan üç aylık reform paketinde ise “alt işverenlik çerçevesinde asıl işlerde çalışanların kamuda istihdam edilmesine yönelik düzenleme yapılacak” vaadi yer alıyordu.

AKP seçim sonrasında vitesi daha da yükseltti ve sadece asıl işlerde çalışan taşeron işçilere değil tüm taşeron işçilere kadro vadetti.

Başbakan Davutoğlu, 22 Mart 2016 tarihli açıklamasında “Kamuda çalışan tüm taşeron işçileri kadroya alıyoruz” diyordu.

Bu çerçevede AKP hükümeti tarafından taşeron işçilerin kadroya alınmasına yönelik olarak “özel sözleşmeli personel” adı altında yeni bir tasarı gündeme getirildi. Ancak özel sözleşmeli personel uygulaması ciddi hak kayıpları doğuracak nitelik taşıyordu. İşçilerden ve sendikalardan büyük tepki aldı ve uygulanamadı.

Sonuçta Davutoğlu döneminde taşeron işçiye kadro vaadi kâğıt üzerinde kaldı. İşçinin umuduyla oynandı.

Davutoğlu’nun görevden alınmasından sonra yeni Başbakan Binali Yıldırım da 24 Mayıs 2016’da taşeron vaadini tekrarladı: “Kamudaki tüm taşeron arkadaşlarımızın devlet kadrolarına asli işlerini yapacak şekilde bir sürekli statüye getirilmeleri kamuoyuna AK Parti’nin yeni dönemdeki taahhüdüdür”

Ancak Binalı Yıldırım’ın bir buçuk yılı geçen hükümeti döneminde de taşerona kadro sözünü yerine getirmedi.

Her istedikleri kanunu meclisten hızla geçirenler, bir torba yasa ile onlarca kanunu değiştirenler, Kanun Hükmünde Kararnameler ile ilgili veya ilgisiz her konuda düzenleme yapanlar sıra taşeron işçiye gelince ağırdan alıyor, sözlerini unutuyor.

Değerli arkadaşlarım,

Bugünlerde taşerona kadro konusu yeniden gündemde.

DİSK olarak çok net söylüyoruz!

Taşeronu seçim malzemesi, siyasi malzeme yapmaktan vazgeçin. Taşeron işçilerin ve ailelerinin umudunu sömürmeyin.

Taşeron işçileri 2019 planlarınızın bir parçası yapmayın.

Sözünüzde durun, iki yıldır tutmadığınız sözün gereğini yapın.

Taşeron işçileri kamu işçisi olarak kadroya alın.

Bu akıl dışı, hukuk dışı ve insanlık dışı taşeron işçi çalıştırma uygulamasına derhal son verin.

Değerli arkadaşlarım,

DİSK ayrımsız- istisnasız kamudaki bütün taşeron işçilere; şimdiki durumlarından geri, ne olduğu belirsiz statüler yerine toplu pazarlık ve grev haklarını da kullanabilecekleri sürekli işçi kadrosu talep etmektedir.

Kamuda asıl iş yardımcı iş ayrımı yapılmadan tüm taşeron işçilerine kadro istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım,

Taşeron işçiye kadro konusu emek hareketi için olmazsa olmazdır. Bu konuda bütün işçi konfederasyonları ve sendikalar birlikte hareket etmelidir.

Tıpkı kıdem tazminatı hakkımızın savunulmasında olduğu gibi bu konuda da ortak bir mücadele hattı oluşturmalıyız, hükümete taleplerimizi ortaklaşa sunmalıyız.

Taşeron işçilerine kadro ortak talebimiz olmalıdır.

Çalıştayın, taşeron işçileri kadroya kavuşması mücadelesine katkı yapacağına inanıyor hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterEmail this to someone
ITUC ETUC