Ocak 2026 Ücret Kayıpları Raporu’nu ve mücadele programımızı duyurduk
#GelirdeVergideAdalet için #İnsancaYaşanacakÜcret için Şişli’de Cevahir AVM önünde buluştuk…
DİSK-AR’ın Ücret Kayıpları Raporu’nu ve önümüzdeki dönem mücadele programımızı açıkladığımız basın açıklamasına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, DİSK Yönetim Kurulu üyesi Şükret Sevgener, DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu da katıldı.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu burada yaptığı açıklamada Kasım-Aralık’ta düşük gösterilen enflasyon Ocak’ta 5 kat arttığına işaret ederek “Bunun adı emek hırsızlığıdır, bunun adı soygundur. İşçinin, emekçinin, emeklinin cebinden alıp patronların kasalarına aktaran bu düzenin adı soygun düzenidir. (…) Türkiye İstatistik Kurumu da bu soygunun aracı haline getirilmiştir” dedi.
Kasım-Aralık’ta düşük gösterilen enflasyon Ocak’ta 5 kat arttı:
“Bunun adı emek hırsızlığıdır, bunun adı soygundur. İşçinin, emekçinin, emeklinin cebinden alıp patronların kasalarına aktaran bu düzenin adı soygun düzenidir.”
“Türkiye İstatistik Kurumu da bu soygunun aracı haline… pic.twitter.com/mOnM2Tiiyo— DİSK (@diskinsesi) February 5, 2026
Genel Başkanımız konuşmasına şöyle devam etti: “Açlık sınırının altında belirlenen asgari ücretin, daha elimize geçmeden sadece bir aylık kaybı 1359 lira! En düşük emekli aylığına 1062 lira artış yaptılar, bunu da büyük bir işmiş gibi sundular. Bu emekli aylığı daha ilk ayda 968 lirayı kaybetti. Yazıklar olsun bu ülkeyi yöneten bu zihniyete”
“Yazıklar olsun bu ülkeyi yöneten bu zihniyete!”
➡️Açlık sınırının altında belirlenen asgari ücretin, daha elimize geçmeden sadece bir aylık kaybı 1359 lira!
➡️ En düşük emekli aylığına 1062 lira artış yaptılar, bunu da büyük bir işmiş gibi sundular. Bu emekli aylığı daha ilk… pic.twitter.com/sJCYThJXN6— DİSK (@diskinsesi) February 5, 2026
“Bir taraftan soygun düzenini ortaya koyan Ücret Kayıpları Raporumuzu açıklarken bir taraftan bu mücadeleyi büyütme çağrısı yapıyoruz” diyen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu her ayın 5’inde farklı bir ilde, farklı bir bölgede alanlarda, meydanlarda olacağımızı duyurdu ve “İşyeri işyeri, sokak sokak, meydan meydan bu mücadeleyi büyüteceğiz” dedi.
#GelirdeVergideAdalet #İnsancaYaşanacakÜcret
“Bir taraftan soygun düzenini ortaya koyan Ücret Kayıpları Raporumuzu açıklarken bir taraftan bu mücadeleyi büyütme çağrısı yapıyoruz”
“Bundan sonra her ayın 5’inde farklı bir ilde, farklı bir bölgede alanlarda, meydanlarda… pic.twitter.com/Car2qNJCJT— DİSK (@diskinsesi) February 5, 2026
BASIN AÇIKLAMASI METNİ
İŞÇİLER YILIN İLK AYINDA VERGİLER
VE ENFLASYON KARŞISINDA
113 MİLYAR TL KAYBETTİ
DİSK Yönetim Kurulu adına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun Şubat 2026 Ücret Kayıpları Raporu’na ilişkin yaptığı açıklama:
2026 yılı işçiler, emekçiler, emekliler için oldukça zor başladı. Dünyanın açık ara en yüksek enflasyona sahip ülkelerinden biri olmaya devam ediyoruz. Ülkeyi yönetenler, işçilerin, emekçilerin, emeklilerin alımgücü düşünce enflasyonun da düşeceğini iddia ediyorlar. Oysa biz yoksullaştıkça bir avuç insan zenginleşiyor ama enflasyon düşmüyor! Hayat her gün daha da pahalanırken, emeğimiz sistematik olarak ucuzlatılıyor.
Bu koşullar altında uzun zamandır “Gelirde, vergide, ülkede adalet” mücadelemizi büyütüyoruz. Bu mücadele kapsamında, konfederasyonumuzun araştırma merkezi DİSK-AR, 2025 yılının başından itibaren Ücret Kayıpları İzleme Raporu’nu hazırlıyor. Bu raporda yüksek enflasyon ve adaletsiz vergiler yoluyla ne kadar kayba uğradığımızı hesaplıyoruz. İşçileri enflasyona ve vergilere ezdirenlerin, bizlerden aktardığı kaynağı, büyük bir soygunu, büyük bir hırsızlığı gözler önüne seriyoruz.
Biz işçilerden alıp sermayeye ve iktidara aktarılan kaynakların boyutunu 2025’te söyledik ama susmayacağız, 2026 yılında da söyleyeceğiz. Bu soygun düzeni son bulana kadar işçinin emekçinin hakkı verilinceye kadar durmayacağız, susmayacağız, mücadele edeceğiz. Çünkü işçi sınıfı biliyor ki, biz biliyoruz ki emekçiler mücadele ederse kazanır. Çünkü biz biliyoruz ki biz varsak umut var, DİSK varsa umut var.
Bugün de burada 2026 yılının ilk ayındaki kayıplarımızı duyurmak ve daha da önemlisi bundan sonraki aylara dair mücadele programımızı açıklamak için bir araya geldik.
Hatırlanacağı gibi 2025 yılında enflasyon ve vergi yoluyla bizlerin 2,5 trilyon lirasına el konulmuştu. Enflasyonun işçilere yıllık toplam faturası en az 1,4 trilyon lirayı aşmış; gelir ve damga vergilerinin işçilere yıllık toplam faturası ise 1,1 trilyon lira olmuştu.
2026 yılının ilk ayında da kayıplarımız sürüyor. Yılın ilk resmi enflasyon verileri bildiğiniz gibi TÜİK tarafından 3 Şubat’ta açıklandı. Öncelikle TÜİK tarafından açıklanan enflasyonun şaibeli olduğunu; TÜİK yönetiminin açtığımız davalardaki mahkeme kararlarının gereğini yerine getirmediğini, enflasyon sepeti üzerindeki karartmayı ısrarla sürdürdüğünü hatırlatmak isterim. Yani TÜİK yargı kararlarını yok saymaya, enflasyonla ilgili gerçekleri açıklamamaya ve bu yolla ekmeğimizle oynamaya devam etmektedir.
Öte yandan 2026 yılının ilk enflasyon verisi başka bir açıdan daha çarpıcıdır. TÜİK tarafından Kasım 2025’te yüzde 0,87 ve Aralık 2025’te yüzde 0,89 olarak iki ay üst üste düşük hesaplanan enflasyon ile biz işçilerin, emekçilerin, emeklilerin ücretleri belirlendi. Ancak kasım ve aralıkta yüzde 0,87 ve yüzde 0,89’a indirilen enflasyon ocakta yüzde 4,84 olarak açıklandı. Yani aylık enflasyon 5 katın üzerinde arttı. Aldığımız ücret artışları daha cebimize girmeden eridi, gitti.
Yaptıkları iş şudur: “Aralık’ta enflasyonu düşük göster, Ocak’ta verdiğin üç kuruşu da geri al.” Lafı dolandırmanın anlamı yok: Bunun adı soygundur, bunun adı hırsızlıktır, bunun adı emek düşmanlığıdır.
Asgari ücretin alım gücü bir ayda 1.359 lira geriledi. Sorsanız “asgari ücreti enflasyona ezdirmedik” derler. Oysa Aralık ayında belirledikleri açlık sınırının altındaki asgari ücretin 1.359 lirasını daha işçinin cebine girmeden kemirdiler! Yazıklar olsun! Bir ortalama ücret haline gelmiş olmasına rağmen açlık sınırının dahi altında belirlenen; 2025 yılı kayıpları bile giderilmeyen asgari ücretten bahsediyoruz. 1 Şubat 2026 itibarıyla işçilerin cebine o bile girmedi! Yazıklar olsun!
Emeklilerimiz için durum daha da vahim. Asgari ücretin bile altındaki en düşük emekli aylığı daha yılın ilk ayında 968 lira geriledi. “Garibanlara sahip çıkıyoruz” diye savundukları 20 bin liralık en düşük emekli aylığının alım gücü daha yılın ilk ayında 19 bin 32 liraya düştü. Yani emekliye ne verdilerse daha Ocak ayında geri aldılar!
Ücretlerimiz hayat pahalılığı karşısında her gün erirken, buna adaletsiz vergiler de eklendiğinde tablo bizler açısından daha da ağır oluyor.
Araştırma Merkezimizin SGK verilerinden faydalanarak yaptığı hesaplamalara göre sigortalı işçilerin aylık ortalama brüt ücretini ifade eden 64 bin 163 liranın ilk aydaki kaybı çok büyük. SGK Primi, İşsizlik Primi, gelir ve damga vergileri ile ücretin 13 bin 830 lirası zaten gitmişti; bunun üzerine yüzde 4,84’lük enflasyonla ücret 47 bin 897 TL’ye kadar gerilemiş oldu. Yani işçinin 64 bin 163 liralık ücretinin dörtte birini vergi, kesinti ve enflasyon yedi. İşçi 31 günlük ocak ayının 7 gününü vergi, kesinti ve enflasyon için çalıştı!
Raporumuzda işçilerin enflasyon ve vergi olarak ödediği toplam faturaya da bakıyoruz. Daha ücretlerimiz cebimize girmeden toplam vergi kaybımız 71 milyar 565 milyon lira, enflasyon kaybımız ise 41 milyar 453 milyon lira oldu. 2026’nın daha ilk ayında vergi ve enflasyonun bizlere toplam faturası ise 113 milyar TL’yi lirayı aştı. Geçtiğimiz yılın ilk ayında; Ocak 2025’te ise işçilerin enflasyon ile vergi kaybı 80 milyar 263 milyon liraydı. Aradan geçen bir yılda ortalama işçi ücreti yüzde 39 arttı, ancak bu artarken enflasyon ve vergi kaybımız da yüzde 41 arttı. Yani işçiler enflasyona ve adaletsiz vergilere ezdirildi.
İşçinin omuzundaki bu ağır vergiler, kesintiler yılın ilerleyen aylarında katlanarak artacak. Bildiğiniz gibi 2026’da daha çok vergi ödememiz için yine düğmeye basıldı. Gelir vergisi ilk diliminin bilinçli olarak az artırılması sebebiyle yıl içerisinde hemen bir üst vergi dilimine girecek, daha fazla vergi ödeyeceğiz. Brüt asgari ücretin 5,8 katından sonra zenginleşmiş sayılacağız. Böylece daha yılın ilk aylarında ücretlerimizden vergi kesintisi artacak. Bugün asgari ücretin 5,8 katı olan bir üst vergi dilimi, 2000 yılında brüt asgari ücretin neredeyse 22 katıydı. Ama bilerek, isteyerek, vergi yükünü de biz işçilerin sırtına yıkmak için vergi dilimlerini düşük belirlediler. “Aman kar rekoru kıran bankalar, aman büyük şirketler, devasa holdingler üzülmesin” diye işçiyi, emekçiyi dilim dilim soyuyorlar.
Türkiye’de toplam bütçe gelirlerinin en büyük payını, en adaletsiz vergi tipi olan dolaylı vergiler oluşturuyor. Dolaylı vergilerin tüm vergiler içindeki oranı 1990’da yüzde 48 iken 2000’de yüzde 59’a ulaştı ve 2026’da yüzde 68’e yükseltilmesi öngörülüyor. Yani çarşıda, pazarda, markette alışveriş yaparken zenginlerle yoksulların eşit oranda ödediği bu adaletsiz vergi ile daha da yoksullaşıyoruz. Zaten birçoğumuzun ücreti açlık ve yoksulluk sınırının altında iken, dolaylı vergilerle ikinci kez vergilendiriliyoruz.
İkinci en büyük vergi geliri ise “dilim dilim soygun” ile bizim omuzlarımıza yıkılan gelir vergisi. 2013-2025 arası dönemde ücretlilerden kesilen toplam gelir vergisi 5,2 trilyon lira iken şirketlerin karlarından alınan kurumlar vergisi 3,6 trilyon TL’de kaldı. Böylece Türkiye, patronlardan daha çok vergi veren emekçiler ülkesi haline getirildi ve bu adaletsizlik daha da ağırlaşıyor.
Tüm vergi yükü bizlerin sırtına yıkılmışken büyük servet sahipleri korunuyor. Türkiye’de en zengin yüzde 1’in serveti bütün ülkenin servetinin yüzde 35,1’ini oluşturuyorken bu büyük servetlerden vergi alınmıyor. Sermayeden, zenginlerden, büyük servet sahiplerinden vergi alınmak bir yana vergi muafiyeti ve destekler, teşvikler sunuluyor.
Bu adaletsiz düzene mahkûm değiliz. Açlık sınırının bile altında ücretlere mahkûm olmamak için sendikalı olalım; bu ülkeyi asgari ücretliler ülkesi haline getirmek isteyenleri durdurmak için DİSK’li olalım! Asgari ücretin yıl içerisinde artırılması için ama en önemlisi sendikalaşma ve grev hakkı önündeki engellerin kaldırılarak asgari ücretten kurtuluşumuzun sağlanması için bir araya gelelim!
Gelirde adaleti, vergide adaleti sağlamak için; çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınan adaletli bir düzen için bir araya gelelim. İşçiler, emekçiler, emekliler üzerindeki vergi yükünün hafiflemesi için; zenginlerin, sermayenin, yüksek kar ve servetlerin vergilendirilmesi için tek yumruk, tek yürek olalım. Sesimizi yükseltelim!
Bugün şubat ayının ilk haftasında Ücret Kayıpları Raporumuzu açıklamak için buradaydık; bundan sonra da her ayın ilk haftasında ülkemizin bir kentinde sokaklarda, meydanlarda olmaya devam edeceğiz.
DİSK’li işçiler olarak sendikalı sendikasız tüm sınıf kardeşlerimizi her yerde gücümüzü birleştirmeye çağırıyoruz. Tüm emekçileri sendikalı olmaya, DİSK’li olmaya çağırıyoruz.
Unutma, kurtuluş yok tek başına!
Gelirde, vergide, ülkede adalet istiyoruz!
Zafer birleşen, direnen işçilerin olacak!
Raporun tamamı için: https://arastirma.disk.org.tr/?p=13583








