Image Map

BARIŞ EMEKLE, ADALETLE GELECEK!

BARIŞ EMEKLE, ADALETLE GELECEK!

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde bir kez daha haykırıyoruz: Savaşa değil emekçiye bütçe! Yaşasın barış, yaşasın halkların kardeşliği!

DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nun açıklaması:

Bölgemiz başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında savaşların, çatışmaların, işgallerin ve silahlanma yarışının büyüdüğü; milyonlarca insanın yaşamını yitirdiği, yerinden yurdundan edildiği ve yoksulluğa sürüklendiği bir dönemden geçiyoruz.

Savaş politikalarının en ağır bedelini ise her zaman olduğu gibi işçiler, emekçiler ve yoksul halklar ödüyor.

Savaşlarda ve çatışmalarda yaşamını yitirenler emekçilerin çocuklarıdır. Savaş nedeniyle evini, yurdunu terk etmek zorunda kalanlar emekçilerdir. Savaşların yarattığı göç yollarında, göçmen ve mülteci olarak emeği sömürülenler yine yoksul emekçilerdir. Savaş bütçeleri büyürken ücretleri baskılanan, sosyal hakları budanan, eğitimden, sağlıktan ve sosyal güvenlikten mahrum bırakılanlar yine işçilerdir, emekçilerdir.

Kısacası savaş emekçiler için ölüm, yoksulluk ve güvencesizlik; silah tekelleri ve küresel sermaye için ise devasa bir kâr düzenidir.

Bugün dünyanın dört bir yanında işçiler daha düşük ücretlere, daha güvencesiz çalışma koşullarına ve daha ağır yaşam şartlarına mahkûm edilirken silah sanayii şirketleri, savaş teknolojileri üreten şirketler, enerji tekelleri ve küresel sermaye grupları servetlerine servet katmaktadır. Savaşların ardından başlayan yeniden imar süreçlerinde de büyük şirketler büyük kârlar elde etmekte; halklar için yıkım olan savaşlar sermaye için yeni fırsatlara dönüştürülmektedir.

Tüm bu kaynaklar gökten inmiyor. O kaynaklar işçilerin ürettiği değerlerden, halkın ödediği vergilerden; ücretlere, emekli aylıklarına, eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe ve kamusal hizmetlere ayrılması gereken kaynaklardan aktarılıyor.

Savaşa ayrılan her kuruş, halkın sofrasından eksiliyor. Bu nedenle savaşa karşı barış mücadelesi aynı zamanda bir ekmek mücadelesidir, emek mücadelesidir.  İşçi sendikaları bu nedenle dünyanın her yerinde barışı savunmak zorundadır.

Barış hepimizin umududur. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kuruluşundan bu yana taşıdığı temel ilke, bu umudun nasıl gerçeğe dönüşebileceğini ortaya koymaktadır: ‘Evrensel ve kalıcı bir barış ancak sosyal adalet temeline dayanır.’

Barış istiyorsak; eşitliği, hukuku, insan haklarını, gelirde ve vergide adaleti sağlayarak yoksulluğun, ayrımcılığın ve her türlü eşitsizliğin ortadan kaldırıldığı bir düzeni de savunmalıyız.

Gerçek barış yalnızca silahların susması değil, aynı zamanda insanların açlık korkusu yaşamamasıdır; işsiz kalma korkusu yaşamamasıdır; sendikalaştığı için işten atılmamasıdır; düşüncesini ifade ettiği için cezalandırılmamasıdır. Barış herkesin ürettiği değerden hakça pay almasıdır.

Barış; kimliği, inancı, dili ya da düşüncesi nedeniyle hiç kimsenin ayrımcılığa uğramamasıdır. Yani barış; eşitliktir, özgürlüktür, adalettir, demokrasidir.

Ülkemizde de gerçek ve kalıcı barışın yolu eşit yurttaşlıktan, demokratikleşmeden, hukukun üstünlüğünden ve sosyal adaletten geçmektedir. İş güvencesinin, sendikal hakların, toplu pazarlık hakkının ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altında olduğu; herkesin eşit ve özgür yurttaşlar olarak bir arada yaşayabildiği demokratik bir düzen barışın en sağlam güvencesidir.

DİSK olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde bir kez daha ilan ediyoruz:

Savaşa karşı barışı,

Silahlanmaya karşı emekçiye bütçeyi,

Sömürüye karşı emeğin haklarını,

Ayrımcılığa, ırkçılığa ve halkları birbirine düşman eden politikalara karşı kardeşliği,

Baskı politikalarına karşı demokrasiyi,

Adaletsizliğe karşı eşitliği savunmaya devam edeceğiz.

Emeğin onurunu ve halkların kardeşliğini savunmaya; eşit yurttaşların demokratik cumhuriyetinde, hukuk devletinin güvencesinde bir arada ve kardeşçe yaşayacağımız bir ülke için örgütlenmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz.

Savaşa Değil Emekçiye Bütçe!

Yaşasın İşçilerin Birliği; Halkların Kardeşliği!

Barış Emekle, Adaletle Gelecek!

 

ITUC ETUC