Image Map

12 EYLÜL DÜZENİNİ İŞÇİ SINIFI YIKACAK!

12 EYLÜL DÜZENİNİ İŞÇİ SINIFI YIKACAK!

12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46’ıncı yıldönümü nedeniyle DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nun açıklaması

Bundan tam 46 yıl önce, 12 Eylül 1980’de Milli Güvenlik Konseyi (MGK) adı verilen askeri cunta yönetime el koymuş, Türkiye tarihinin en önemli siyasal ve toplumsal dönemeçlerinden biri yaşanmıştı.

12 Eylül cuntası parlamentoyu feshedip, siyasi partileri kapatıp tüm yetkiyi bir avuç generalin emrine vermişti.

Bu darbe sürecinde yüz binlerce kişi gözaltına alındı, yargılandı. İdamlar, cezaevinde ve gözaltında ölümler, yargısız infazlar ile tüm toplum susturulmak istendi. Yurttaşlar fişlendi, binlerce insanımız mülteci olmaya zorlandı. Gazeteciler hapsedildi, akademisyenler işten atıldı.

Darbe ile birlikte grevler yasaklandı ve toplu iş sözleşmesi hakkı askıya alındı. Asıl hedef olarak belirlenen DİSK’in faaliyetleri durduruldu, malvarlığına el kondu. Genel Başkanımız Abdullah Baştürk’ten işyeri temsilcilerimize kadar DİSK yöneticileri ve üyeleri yıllarca hapis yattı, idamla yargılandı. DİSK’in beraatı 11 yıl sonra gerçekleşti.

12 Eylül 1980 askeri darbesi özünde işçi sınıfına karşı bir sermaye saldırısı olarak hayata geçirildi. Amaç darbeden hemen önce ilan edilen, sosyal devleti ve sosyal hakları ortadan kaldırmayı amaçlayan 24 Ocak kararlarını itirazsız hayata geçirebilmekti. Darbeye giden süreçte Kurucu Genel Başkanımız Kemal Türkler de bu amaç doğrultusunda alçakça katledilmişti. 12 Eylül’ün ardından da DİSK’i tamamen yok etmek, cunta mahkemelerinde teslim almak istediler ancak yanıtlarını Genel Başkanımız Abdullah Baştürk’ün şu savunması ile aldılar:

“Soygunculuğa, sömürü ve baskıya, kaçakçılığa karşı olmak, yüksek ücret, ikramiye ve kıdem tazminatı elde etmek, emperyalizme ve faşizme karşı çıkmak ve 1961 Anayasası’nı savunmak suç ise bu suçu kabul ediyorum.”

DİSK’in mahkemelerde boyun eğmediği 12 Eylül askeri darbesi açıkça sermayeden yana bir darbeydi ve bugünkü vahşi sermaye düzeni de 12 Eylül’den beri değişmeyen zihniyetin bir eseridir:

  • Sendikalar 46 yıldır baskı altında. 12 Eylül ile lokavt ve grev yasakları anayasaya girdi, hak grevi yasaklandı. Sendika kurmak ve sendikal faaliyet zorlaştırıldı.
  • Sendikalaşma 46 yıldır engelleniyor. Sendikalaşma oranı 1980’de yaklaşık yüzde 40 iken, bugün yaklaşık yüzde 13’e düşmüştür. 12 Eylül darbesi ile işçi sınıfına örgütsüzlük dayatılmıştır.
  • Toplu pazarlık hakkı 46 yıldır gasp ediliyor. 2026 itibarıyla her 10 işçiden yalnızca biri toplu iş sözleşmesi kapsamındadır; özel sektörde toplu iş sözleşmesi kapsamı ise yüzde 4 düzeyindedir.
  • Grevler 46 yıldır yasaklanıyor. 12 Eylül askeri darbesi ile birlikte tüm grevler yasaklandı ve grev hakkı 1984’e kadar askıya alındı. Darbecilerin yaptığı yasal düzenlemelerle örgütlenmek de grev hakkını kullanmak da zorlaştırıldı. 2,2 milyon sigortalı işçinin olduğu 1980 yılında 80 bin işçi greve çıkarken, ortalama 15 milyon sigortalı işçinin olduğu AKP döneminde ise yıllık ortalama greve çıkan işçi sayısı 5 bin civarına geriledi. AKP döneminde 202 bini aşkın işçinin grevi çeşitli bahanelerde ertelendi/yasaklandı.
  • Özelleştirmeler 46 yıldır sürüyor. 24 Ocak ve 12 Eylül ile temelleri atılan ve Özal hükümeti döneminde başlayan özelleştirme politikası AKP döneminde daha vahşi biçimde uygulandı. 72,7 milyar dolarlık özelleştirmenin aslan payı, 65,6 milyar doları, yüzde 89’u AKP döneminde yapıldı. Cumhuriyetin bütün ekonomik birikimi satıldı. Bugün köprüler ve otoyollar başta olmak üzere elden kalan ne varsa satılması planlanıyor.
  • Ücretler 46 yıldır eriyor. 24 Ocak ve 12 Eylül’ün temel hedeflerinden birinin ücretleri baskılamak ve ücret maliyetini düşürmek idi. 1974’te kişi başına milli gelirin yüzde 80,6’sı olan asgari ücret kişi başına gelirin yüzde 45,7’sine düştü.
  • Gelir dağılımı 46 yıldır bozuk. 1978-1980 arasında ücretli istihdam oranı yüzde 33 düzeyinde iken emeğin milli gelirdeki payı yüzde 31,5 olarak tahmin ediliyordu. 2015-2024 arası 11 yıllık dönemde ücretli çalışanların istihdam içindeki payı yüzde 69’a yükselirken milli gelirdeki payı yüzde 33,1’de kalmıştır.
  • Kıdem tazminatı 46 yıldır tehlikede. 12 Eylül darbesinin ilk uygulamalarından biri kıdem tazminatını ve ikramiyeleri kırpmak oldu. 1978’de asgari ücretin 7,5 katı olan kıdem tazminatı tavanı, asgari ücret ile bağının koparılmasının ardından hızla düşmeye başladı. 2026 Temmuz itibarıyla kıdem tazminatı tavanı asgari ücretin 2,2 katına geriledi.
  • İşsizlik 46 yılda yapısallaştı. İşsizlik oranları 12 Eylül dönemi sonrasında yükselmeye başladı. 12 Eylül öncesinde 1970-1980 arasında ortalama yüzde 7,7 olan işsizlik oranı 1980’li yılardan sonra kısa bir gerilemenin ardından tekrar yükselmeye başladı. 1980-2002 arası yıllarda dar tanımlı işsizlik düştü ve ortalama yüzde 7,9 olarak gerçekleşti. İşsizlik oranları AKP’li yıllarda ise hızla yükseldi. AKP döneminde yüzde 14’e kadar yükselen işsizlik oranları ortalama yüzde 10,7 olarak gerçekleşti. İş bulmaktan ümidini kaybedenler ve zamana bağlı eksik istihdam edilenler de dahil edildiğinde gerçek işsizlik oranı yüzde 30,6 düzeyine ulaştı. 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile kurulan bu düzende güvenceli istihdam yaratılmıyor. Resmi istihdam oranı yüzde 48,8 gibi görünse de kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda yer alabilenlerin oranı yüzde 34,2’de kalıyor.

12 Eylül darbecilerinin kurduğu işçi ve sendika düşmanı düzen ile Türkiye işçi sınıfı güvencesiz işlere ve düşük ücretlere mahkûm edildi. Ülkenin yarısı asgari ücretli, asgari ücret açlık sınırının yüzde 25 altında, yoksulluk sınırı asgari ücretin 4 katından fazla.

12 Eylül emeğimize, ekmeğimize, haklarımıza ve demokrasiye karşı vahşi bir saldırının miladıdır. Bugün Türkiye’de hüküm süren adaletsiz düzen, 12 Eylül cuntacılarının hayalindeki düzendir. Bugün sendikal haklardan seçme ve seçilme hakkımıza tüm haklarımız kuşatılmış ise; bugün bağımsız bir yargıdan, hukukun üstünlüğünden söz edilemiyorsa; bugün bir avuç ayrıcalıklı zümrenin çıkarı için tüm ülke hızla yoksullaşıyorsa 12 Eylül düzeni devam etmektedir.

12 Eylül 1980’de darbecilerinin esas hedefi olan, yöneticileri idamla yargılanan, üyeleri tutuklanan Konfederasyonumuz, ülkemiz ve işçi sınıfı üzerindeki etkisi hala devam eden bu sermaye darbesine karşı mücadeleye devam edecektir.

Bu düzen böyle devam edemez, etmeyecek! 12 Eylül düzenini örgütlü işçiler, birleşen işçiler yıkacak!

 

 

 

 

ITUC ETUC