Image Map

Siyasal İktidar İş Cinayetlerine Davetiye Çıkartıyor

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterEmail this to someone

Hükümetin yeni bir düzenlemeyle kamuda çalışanlara verilmesi gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerini 2020 yılına ötelemesi üzerine DİSK, KESK, TMMOB ve TTB bu alanda yaşanan sorunlara ve atılması gereken acil adımlara dikkat çekmek üzere bir basın toplantısı düzenledi

21 Haziran 2017, Çarşamba günü 12.30’da İstanbul Tabip Odası Cağaloğlu binası toplantı salonunda gerçekleştirilen basın açıklamasına DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, KESK Genel Sekreteri Hasan Toprak, TMMOB Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Göltaş ile TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel katıldılar.

Basın toplantısı Prof. Dr. Raşit Tükel’in konuşmasıyla açıldı. Dr. Tükel “Kısa bir süre önce 18 Haziran 2017’de  Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun başlığıyla bir yasal düzenleme yapıldı ve bu düzenlemeyle iş kazalarına, meslek hastalıklarına yönelik olumsuz bir tablo oluşturuldu. Bizler DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak bu tablo karşısında düşüncelerimizi, taleplerimizi paylaşmak istiyoruz” dedi ve ardından ortak basın metnini paylaştı.

Açıklamanın ardından kurum temsilcileri söz aldı. Prof. Dr. Raşit Tükel “AKP iktidarının adı geçen düzenlemeyi 2020’ye erteleme adımı özellikle 2 noktada önem arzediyor. 50’den az işçi çalıştırılan, az tehlikeli sayılan işyerleri dışında, kamusal alan da bu ertelemeye dahil ediliyor. Yani kamusal alan iş güvenliğinden yoksun bırakılmış durumda. Örneğin sağlık alanında tehlikeli ve çok tehlikeli işler yapılmakta ama bu ertelemeyle kapsam dışı bırakılıyor. Diğer yandan 50’den az işçi çalıştırılan ya da az tehlikeli denilen işyerlerinde de çok vahim olaylar yaşanabiliyor. Yakın bir zamanda Kumkapı’da yaşanan otel yangınını, Maltepe’de bir işyeri yangınını ve benzeri olayları, ölümlerin yaşandığını hatırlıyoruz. Yaşanan bu örnekler işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında atılacak adımların aciliyetini ortaya koyuyor” diye konuştu.

TMMOB adına konuşan Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Göltaş ise şunları söyledi: “Türkiye maalesef iş cinayetlerinde Avrupa ve dünyada ilk sıralarda yer alan bir ülke durumunda. Biz bu durumun kabul edilebilir olmadığını yıllardır vurguluyoruz. 4 kurum olarak kendi alanlarımızdan doğru çözümler üretiyoruz. İşçi cinayetlerinin altında yatan en önemli neden sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının bir maliyet unsuru olarak görülmüş olmasıdır. Biz bu anlayışı reddediyoruz. İnsan yaşamının en temel, en değerli unsur olduğuna inanıyoruz. Bu sebeple sermaye ve AKP iktidarı işçi sağlığı yerine iş sağlığı ve güvenliği tanımını tercih ediyor. Türkiye’de özellikle enerjide, tarımda, inşaat alanında, mevsimlik işçilerde yaşanan, güvencesiz çalışmayla sürdürülen, taşeron ve kiralık işçi yöntemleriyle devam eden bu sürece karşı hem meslek alanlarımızdan doğru hem de toplumsal yaşamın bütününde birlikte mücadeleyi etmeyi, sözümüzü üretmeyi sürdüreceğiz.”

Ardından söz alan DİSK Genel Sekreteri Dr. Arzu Çerkezoğlu ise “Bu kanunun ismine dikkat çekmek istiyorum: Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. Bu adlandırma bile, AKP iktidarının emeğe, insan yaşamına nasıl baktığına yönelik bir itiraf niteliği taşıyor. En temel çalışma hakkı olan işçi sağlığı iş güvenliği sanayinin ve üretimin önünde bir köstek olarak görülüyor. Bu anlayış sebebiyle sadece geçtiğimiz yıl 1970 işçi arkadaşımızı kaybettik. İşçi sağlığı, iş güvenliğini sanayi ve üretim açısından bir engel sayan bu anlayışla, örneğin Soma’da yerin yedi kat dibine girerek çalışan madencileri yaşamlarını hiçe sayarak sürekli daha fazla çalışmaya zorlayan dayıbaşılar arasında bir fark yoktur. Esas mesele her şeyin bir maliyet unsuru olarak görülmesi sorunudur. Yani madende yerin 7 kat altında çalışan işçinin yaşamıyla, orada kullanılan bir kazma sapı arasında hiçbir fark görmeyen, ya da bir inşaatın 35. Katında çalışan bir işçiyle oradaki bir asansör vidası arasında bir fark görmeyen ve alınması gereken bütün işçi sağlığı iş güvenliği önlemlerini bir maliyet unsuru olarak gören yaklaşımın sonucudur bu tablo. Bu erteleme de aynı yaklaşımın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. AKP’nin hazırladığı tüm yasalarda sürekli karşımıza işverenlerin üzerindeki mali yükün azaltılmasından söz edilmektedir. Örneğin şu anda gündemde olan ve işçi sınıfının 80 yıllık kazanımı olan kıdem tazminatına yönelik olarak da mali yüklerin azaltılması vurgusu yapılmaktadır. Biz buradan AKP iktidarına sesleniyoruz. İşçilerin yaşamını, kazanılmış haklarını, çalışma ve can güvenliğini bir maliyet unsuru olarak görmekten, sermaye üzerinde bir mali yük olarak tanımlayıp kazanılmış hakları ortadan kaldırmaya dönük bu yasal düzenlemelere son vermeleri çağrısını yineliyoruz. İşçi sağlığı ve iş güvenliği, işçilerin yaşamı, kazanılmış haklar asla bir mali yük olarak görülemez, temel bir insan hakkıdır” diye konuştu.

Basın açıklamasının tam metni şöyle:

Siyasal İktidar İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarına Davetiye Çıkarmaya Devam Ediyor

AKP iktidarı, işçilerin sağlık ve güvenliklerinin korunmasına özel bir önem verdikleri propagandası ve yanılsamasıyla, 2012 yılında, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nı çıkardı. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın TBMM’de görüşülmesi sürecinde de, daha sonrasında da, bu yasanın oluşturulma mantığıyla ülkemizde işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarının çözülemeyeceğini, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının süreceğini, ölümlerin önlenemeyeceğini ifade etmiştik. Bu süre içerisinde ülkemizdeki iş kazaları ve işçi ölümleri azalmak bir yana artarak devam etti.

20.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın amaç bölümünde; ülkede güvenli ve sağlıklı çalışma ortamlarının oluşturulması, iş kazaları ile meslek hastalıklarının önlenmesi ve olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi için, kamu dahil olmak üzere, çalışan sayısına ve faaliyet alanına bakılmaksızın tüm işyerleri ve işverenleri kapsam altına alınacağı yazılmıştı. Aradan geçen 5 yıllık süreye rağmen, yasa kapsam altına almayı hedeflediği işçileri ve kamu emekçilerini yok saymış ve yürürlüğü 2020 yılına ertelenmiştir. Siyasal iktidar, kamu kurumları tarafından verilen bazı hizmetleri tehlikeli ya da çok tehlikeli olarak sınıflanmış olmasına rağmen, kamuda çalışan milyonlarca emekçinin ve 50’nin altında az tehlikeli sınıfta yer alan işçilerin sağlık ve güvenliğini görmezden gelmiştir.

15 Temmuz darbe girişimi ve ardından çıkartılan OHAL yasası sonrasında AKP iktidarının ilk icraatlarından biri de, 6331 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi gereken hükümlerini Temmuz 2017 tarihine ertelemek oldu. Bu erteleme ile 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli işyerleri ve tüm kamu işyerlerinde verilmesi gereken işçi sağlığı hizmetleri bir yıl sonrasına bırakıldı. İşçilerin sağlık ve güvenlikleri ile ilgili en küçük bir kaygısı olmayan Hükümet bir yıllık ertelemeyi az bulmuş olacak ki, 18.06.2017 tarihinde “Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” içerisine konulan bir madde ile, kamuda ve 50’den az çalışanı olan az tehlikeli sınıftaki işyerlerinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerini 2020 yılına ertelemiş oldu. Ardı ardına uygulanan ertelemeler 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun bir göstermelik adımdan ibaret olduğunu da ortaya koymuş oldu.

AKP hükümetleri 2002 yılından bu yana ulusal ve uluslararası sermaye kuruluşlarının isteklerini yerine getireceklerini bildirdiler. Ülkeyi hem yerli hem de yabancı yatırımcı ve sermaye için cazip hale getirmek istediklerini ve bunun için her türlü yasal düzenlemeyi hızla yaşama geçireceklerini, küresel rekabet koşullarına ayak uydurabilmek, emek piyasasını daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmak, sermayenin önünü açmak için ellerinden gelen her türlü gayreti göstereceklerini programlarına yazdılar. İşletmelerin üzerindeki yükü en aza indireceklerini belirttiler. “Sürdürülebilir büyüme, istikrarlı bir çalışma yaşamı” vb. kulağa hoş gelen söylemlerle, çalışma yaşamında işçilerin çalışma koşullarını zorlaştıran, geçici işçilik, taşeron çalıştırma, kısa süreli çalışma, kiralık işçilik yasası gibi bir dizi düzenlemeyi yaşama geçirdiler. İşçileri esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına mahkum ettiler. Emek sömürüsünü emek yağmasına dönüştürdüler.

Bu düzenlemeler sonucunda işçi cinayetleri hızla arttı. Meslek hastalıklarının sayısını Çalışma Bakanlığı bile bilmiyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verileri ile 2016 yılında 1970 işçimizi işçi cinayetlerinde kaybettik.

Ertelenen son yasal düzenlemeyle, milyonlarca kamu emekçisi ve özel sektörde çalışan işçi, işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinden mahrum olacaklardır. İş kazaları, meslek hastalıları artmaya devam edecektir.

Çalışma Bakanlığı’nın “İş kazalarında hedefimiz sıfır” söyleminin aldatmacadan öteye bir anlamının olmadığını milyonlarca işçi ve kamu emekçisi artık biliyor. Bu ertelemeyle, bu söylemin propagandadan öteye bir anlam ifade etmediği de görülmüş oldu.

İşçi sağlığı hizmetlerini özelleştiren 6331 sayılı yasanın işçilerin sağlık ve güvenliklerini koruyamadığı biliniyorken, bu yasanın ilgili maddelerinin uygulanmasının ertelenmesi milyonlarca kamu emekçisi ve işçimizin beden bütünlüklerine bir saldırıdır.

AKP Hükümeti tavrını çok net ortaya koymuştur. 6331 sayılı yasanın bazı maddelerinin 2020 yılına ertelenmesi, Hükümetin tavrının kimlerden yana olduğunun açık bir göstergesidir. Hükümet programlarına yazdıkları gibi, sermayenin yükünü hafifletme, sömürünün önündeki engelleri en aza indirme pahasına milyonlarca işçi ve kamu emekçisinin sağlık ve güvenliği görmezden gelinmiştir.

  • Tüm değerleri üreten işçi ve emekçilerin sağlık ve güvenliklerinin yok sayılmasını kabul etmiyoruz.
  • İşçi ve emekçilerin artık iş cinayetleri, meslek hastalıkları nedeniyle yaşamlarını yitirmelerini istemiyoruz.
  • Soma’da, Ermenek’te, Siirt Şirvan’da yaşamlarını yitiren işçilerimizin yasını tutarken yeni cinayetlerin yaşanmasını istemiyoruz.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak; iş cinayetlerinin yaşanmaması ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulması için, geçmişte olduğu gibi bugün de mücadelemize devam edeceğiz. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği çalışmalarında tüm meslek odaları, sendikalar ve bu alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların görüşleri alınmadan hayata geçirilen yasa, yönetmelik ve uygulamalarla iş cinayetlerinin önlenmesinin mümkün olmadığını bir kez daha belirtiyoruz. İş cinayetlerinin ve meslek hastalıklarının önlenmesi için gerekli olan yasa ve yönetmeliklerin her türlü erteleme ve geçiştirmeden vazgeçilerek ivedilikle uygulamaya alınmasının takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz.

DİSK – KESK – TMMOB – TTB

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterEmail this to someone
ITUC ETUC