Image Map

ITUC İran’da işçilere ve sendikacılara yönelik baskıyı kınıyor

ITUC, derinleşen kriz ortamında işçilere ve sendikacılara yönelik baskıyı kınıyor

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), İran’da işçilere, sendikacılara ve toplumsal hareketlere yönelik acımasız baskıyı güçlü biçimde kınıyor. 2025’in sonlarından bu yana, derinleşen ekonomik ve toplumsal krize karşı ülke genelinde yayılan protesto ve grevler, devletin artan sert müdahaleleriyle karşılaşıyor.

İran ekonomisindeki çöküş, özellikle kadınlar ve çocuklar olmak üzere emekçilerin günlük yaşamı üzerinde yıkıcı etkiler yaratıyor. Para biriminin hızla değer kaybetmesi, artan enflasyon, gıda ve temel ihtiyaç maddelerindeki fahiş fiyatlar; reel ücretlerin sürekli erimesi, yükselen işsizlik ve güvencesiz, esnek çalışma biçimlerinin hızla yayılması milyonlarca insanı yoksulluğa itiyor.

ITUC Genel Sekreteri Luc Triangle şunları söyledi:

“Bu koşullar, işçilerin ekonomik ve sosyal haklarının ağır biçimde ihlal edildiğini gösteriyor ve meşru, yaygın protestolara yol açıyor. İranlı yetkililer gerçek bir sosyal diyalog sürecine girmeli, meşru protestoları kriminalize etmekten vazgeçmeli ve keyfi gözaltı, işkence ve gözetim uygulamalarına derhal son vermelidir.”

Kamu hizmetleri, eğitim, sağlık, petrol ve gaz, imalat gibi kilit sektörlerde çalışan işçiler ile kayıt dışı ekonomide yer alan emekçiler krizden ağır biçimde etkileniyor. Protestolar artık yalnızca belirli kentlerle sınırlı kalmayıp ülke geneline yayılıyor.

Yetkililer, sosyal diyaloga girmek ya da uluslararası çalışma standartlarına saygı göstermek yerine şu uygulamaları sürdürmektedir:

İşçi eylemlerini, grevleri ve kolektif hareketleri sistematik biçimde “ulusal güvenliğe tehdit” olarak değerlendirmek. Emek ilişkilerinin bilinçli biçimde güvenlik meselesi haline getirilmesi; sendikal faaliyetleri kriminalize etmek, ifade özgürlüğünü ve barışçıl toplanma hakkını bastırmak, aşırı güç kullanımını, kitlesel gözetimi, keyfi gözaltıları ve yargı yoluyla tacizi meşrulaştırmak için kullanılmaktadır.

Bağımsız sendikaları fiilen yasaklamak. İşçiler, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 87 ve 98 No’lu sözleşmelerine açıkça aykırı biçimde, kendi seçtikleri örgütleri özgürce kurma ve bu örgütlere üye olma hakkından mahrum bırakılmaktadır. Sendikacılar ve emek hakları savunucuları, yalnızca temel haklarını kullandıkları için uzun hapis cezaları, işkence ve en ağır vakalarda idam cezalarıyla karşı karşıya kalmaktadır.

Raporlar, 2025’in sonlarından bu yana protestoların yaygınlaşmasına devletin daha da sertleşen bir baskıyla yanıt verdiğini; ölümcül güç kullanımının arttığını, ölümler ve kitlesel gözaltıların yaşandığını ortaya koymaktadır.

Luc Triangle açıklamasını şöyle sürdürdü:

“ITUC bu uygulamaları hiçbir tereddüt olmaksızın kınıyor; şiddetin derhal sona erdirilmesini, insan ve sendikal haklara tam saygı gösterilmesini ve ihlallerin hesabının sorulmasını talep ediyor.

İran’da, ‘ulusal güvenlik’ gibi sahte bir gerekçeyle işçi haklarının sistematik biçimde ezildiğini görüyoruz. İnsanca işler ve adil ücretler talep eden işçiler, baskı, hapis ya da hatta idam cezalarıyla karşılık buluyor.

İran’daki emekçiler artık bu duruma yeter demektedir. Daha fazla baskı çözüm getirmeyecektir. İranlı yetkililer sosyal diyaloğa derhal başlamalı, sendikal faaliyeti suç olmaktan çıkarmalı, tutuklu tüm sendikacıları serbest bırakmalı ve İran’da yeni bir toplumsal sözleşme inşa etmek için uluslararası çalışma ve insan hakları hukukundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmelidir.”

ITUC, İran’daki işçiler ve sendikacılarla tam dayanışma içinde olduğunu bir kez daha vurgulamakta; Uluslararası Çalışma Örgütü’nü (ILO), Birleşmiş Milletler insan hakları mekanizmalarını ve uluslararası toplumu, temel çalışma haklarına saygının sağlanması için denetimi artırmaya ve sürekli baskı uygulamaya çağırmaktadır.

 

https://www.ituc-csi.org/iran-ituc-condemns-brutal-repression

ITUC ETUC