Image Map

Barcelona’da Küresel İlerici Seferberlik buluşması

Küresel İlerici Seferberlik (Global Progressive Mobilisation) dünya genelinden 4 binin üzerinde katılımcıyla Barcelona’da gerçekleştirildi

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, İspanyol işçi sendikaları konfederasyonları UGT ve CCOO’nun ev sahipliğinde ve uluslararası üst örgütlerimiz ITUC ve ETUC’un desteği ile gerçekleşen Sendika Asamblesi konuşmacıları arasındaydı. Çerkezoğlu, “Çalışanların Taleplerini Gözeten Yeni Bir Gündem” başlıklı panelde konuşarak işçiler örgütlü olduğunda demokrasinin güçleneceğinin altını çizdi.

Sendika Asamblesi, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in kapanış konuşması ile sona erdi.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu Barcelona’daki Küresel İlerici Seferberlik #GPM2026 etkinliği kapsamındaki İlerici Kentler Oturumunu CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile beraber takip etti.

Küresel İlerici seferberlik etkinliği 18 Nisan günü Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva’nın da aralarında olduğu siyasilerin kürsü alacağı Genel Kurul oturumunun ardından sona erdi. 

Küresel İlerici Seferberlik (Global Progressive Mobilisation) kapsamında düzenlenen Sendika Asamblesi’nde DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun konuşması:

“Öncelikle, bizleri burada bir araya getiren Sendika Asamblesi’nin ana başlığını ve oturum başlığını belirleyen yoldaşlarıma teşekkür etmek istiyorum.   Öyle ki bu başlıklar, ortaklaşacağımız kolektif yanıtı da özetliyor: Aşırı sağa karşı sendikal mücadele ve yeni bir gündem.

Aşırı sağ, işçi sınıfını örgütsüz bırakmayı hedefleyen bir politik ortamda yükseldi, ancak ve ancak işçi sınıfının tarih sahnesine yeniden güçlü bir biçimde çıkması ile yenilecek. İşçi sınıfı ile bağ kuran bir gündem için ortak bir tespitten, basit bir gerçekten yola çıkmalıyız. Bizlere dayatılan mevcut ekonomik ve politik sistem tesadüfen ya da beceriksizlikten başarısız olmuyor. Güvencesizlik, eşitsizlik ve dışlanma üretiyor.

Otoriter rejimler örgütsüz toplumlarda güçlenirler. İktidarı bu yolla konsolide ettiklerinde ise durmazlar. Başta sendikal haklar, grev hakkı, protesto hakkı, basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü olmak üzere, tüm demokratik hakları sistematik biçimde zayıflatırlar.  Bu koşullarda seçimler bile anlamını yitirir ve birer onaylama törenine dönüşür.

Bu uzak bir ihtimal değil, bizler Türkiye’de tam da bunu yaşıyoruz ve buna karşı görkemli bir mücadele veriyoruz.  Öncelikle, Mart 2025’ten bugüne bir demokrasi sınavının içerisindeyiz. Seçimleri kazanmış 20’nin üzerinde yerel yönetici ve onlarla çalışan yüzlercesi hapishanelerde. Tüm demokratik süreçler baskı altında.

DİSK olarak sesimizi yükselttik ve ilk günden itibaren şunu söyledik: demokrasiyi savunmak, ekmeğimizi savunmaktır.  İşyerlerinde harekete geçtik; iş durdurduk, yürüyüşler düzenledik, üyemiz olsun olmasın tüm çalışanlara ulaştık.

Biliyoruz ki otoriter rejimler, sağ popülistler gökten zembille inen kötü adamlar değillerdir. Onların varoluşu ve yükselişi tümüyle sınıfsaldır. Bu nedenle, bizim yanıtımız da net olmalıdır: örgütlenme önündeki engellerin kalkması, güçlü toplu pazarlık, istihdam olanakları, adil ücretler ve vergilendirme, sosyal koruma, eşitlik ve demokrasi, yani “Yeni bir toplumsal sözleşme”.

Bu mücadele tümüyle sınıfsaldır ve sendikalar bu mücadelenin ön saflarındadır. Çünkü biz örgütleriz, biz birleştiririz, biz değiştiririz. Açıktır ki; işçilerin örgütlü olduğu yerde demokrasi güçlenir, hakların korunduğu yerde bölünme zayıflar ve bu siyasetler zemin kaybeder. İttifaklar konusunda da aynı açıklıkta olmalıyız.

Müttefiklerimiz; demokrasiye, sosyal adalete, barışa ve eşitliğe bağlı tüm ilerici güçlerdir. Bu nedenle işçi sınıfıyla bağ kuran bir gündem, somut sonuçlar üretmek zorundadır: daha iyi ücretler, güvenceli işler, güçlü haklar ve sosyal adalet. Bu, güveni yeniden kurmanın yoludur. Bu, işçi sınıfını birleştirmenin yoludur. Bu, geleceği ve emeğin dünyasını kurmanın yoludur.”

ITUC ETUC