GELİRDE ADALET, BÜTÇEDE ADALET, ÜLKEDE ADALET İÇİN 12 ARALIK’TA ANKARA’DA BULUŞUYORUZ
DİSK–KESK–TMMOB–TTB bir basın toplantısı ile 12 Aralık 2026’da Ankara’da düzenlenecek mitinge çağrıda bulundu.
5 Kasım 2026 Perşembe günü DİSK Genel Merkezinde düzenlene basın toplantısına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, KESK Eş Genel Başkanları Ahmet Karagöz ve Ayfer Koçak, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, TMMOB Yönetim Kurulu II. Başkanı Ekrem Poyraz ve TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Ayşe Gültekingil de katıldı.
Basın toplantısında Genel Başkanımız Arzu Çerkezoğlu tarafından okunan ortak basın metni:
İNSANCA YAŞAYACAK ÜCRET, HALK İÇİN BÜTÇE, DEMOKRATİK TÜRKİYE!
GELİRDE ADALET, BÜTÇEDE ADALET, ÜLKEDE ADALET İÇİN 12 ARALIK’TA ANKARA’DA BULUŞUYORUZ
Değerli Basın Emekçileri ve Mücadele Arkadaşlarım;
Ülkenin bütçesi, halkın geleceğidir!
Bugün ülkemizde milyonlarca insan çalışmasına, üretmesine rağmen ay sonunu getiremiyor. Emekçilerin yarattığı zenginlik büyürken, halkın insanca yaşamaya, nitelikli kamusal hizmetlere ve güvenli bir geleceğe ulaşma olanakları giderek daralıyor.
Bir yanda yoksulluk sınırının altında ücretlerle yaşamaya çalışan işçiler, emekçiler, kamu emekçileri; ömrünü çalışarak geçirdiği halde yaşamak için yeniden çalışmak zorunda kalan emekliler var. Diğer yanda krizleri fırsata; kamu kaynaklarını arpalığa; kentleri ve doğayı ranta dönüştürenler…
Bir yanda okula aç giden çocuklar, geleceğinden umudunu kesen gençler, sağlık hizmetlerine erişmekte zorlanan yurttaşlar var. Diğer yanda teşviklerle, vergi ayrıcalıklarıyla, kamu kaynaklarıyla büyüyen servetler…
Bu tablo bir tesadüf değildir!
Bu tablo, ülkeyi yöneten iktidarın ekonomik ve siyasal tercihlerinin sonucudur.
Türkiye’nin sorunu kaynak yokluğu değil, kaynakların kimler için kullanıldığıdır. Sorun zenginlik üretememek değil, üretilen zenginliğin adil paylaşılmamasıdır.
Bizler DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak bir kez daha ilan ediyoruz:
Bu ülkenin kaynakları hepimizin! Üretilen zenginliğin halkın ihtiyaçları ve ortak geleceğimiz için kullanılmasını istiyoruz.
Bu ülkede çalışan, üreten, zenginlikleri var eden milyonlarca emekçinin ihtiyacı daha fazla kemer sıkma, daha fazla sabır, daha fazla içi boş vaat değil; insanca yaşamı güvence altına alan halktan yana bir bütçe ve kamucu planlamadır!
Değerli basın emekçileri ve mücadele arkadaşlarım.
2027 yılı bütçesi ve asgari ücret tespit süreci önümüzdeki yıl ne koşullarda çalışacağımızı ne koşullarda yaşayacağımızı etkileyecek iki önemli gündem.
TBMM’de görüşülen 2027 Bütçesi yalnızca gelir ve gider rakamlarından ibaret bir evrak değildir. Bütçe, bir ülkenin kaynaklarının kimlerden toplandığını, kimler için harcandığını ve ülkeyi yönetenlerin hangi sınıflardan yana olduğunu gösteren en açık belgelerden biridir.
2027 yılı bütçesinde faiz ödemelerine yaklaşık 4 trilyon lira ayrılırken, milyonlarca emekçiye, emekliye insanca yaşayabilecekleri bir gelir sağlamak için yeterli kaynak bulunamıyor.
Sermayeye teşvikler, destekler ve ayrıcalıklar sunulurken çocukların okullarda ücretsiz bir öğün sağlıklı yemek yemesi, herkesin nitelikli sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşması için gerekli kaynaklar ayrılmıyor.
Lükse, şatafata gelince bol keseden dağıtılan kaynaklar, kamu hizmetlerine gelince kıtlaşıyor.
Biz halktan toplayıp sermayeye dağıtan değil, sermayeden, zenginlerden, fon vurguncularından toplanıp halkın ihtiyaçlarını karşılayan bir bütçe istiyoruz. Faize, ranta, ayrıcalıklara değil; eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe, güvenli kentlere ve kamusal hizmetlere kaynak ayrılmasını istiyoruz.
Halkın vergileriyle kurulmuş hastanelerin, okulların, kamu kurumlarının piyasanın ihtiyaçlarına göre değil, toplumun ihtiyaçlarına göre işlemesini istiyoruz.
Sağlığın alınıp satılan bir meta, hastaların müşteri, sağlık çalışanlarının tükenene kadar çalıştırılacak bir işgücü olarak görülmesine karşıyız. Sağlıkta şiddetin son bulduğu, sağlık emekçilerinin güvenceli ve sağlıklı koşullarda çalıştığı, herkesin eşit, ücretsiz, nitelikli, anadilinde ve ulaşılabilir sağlık hizmeti aldığı; koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği ve toplumun gereksinimlerine göre planlanan bir sağlık sistemi istiyoruz.
Eğitimin ayrıcalık değil hak olduğu; çocukların okula aç gitmediği, çocuk işçiliğinin ve MESEM adı altında çocuk emeği sömürüsünün son bulduğu, mesleki eğitimin kamucu bir anlayışla verildiği bir ülke istiyoruz. Ve biliyoruz ki tüm bunlar için kaynak var; bu kaynakların kamusal hizmetlere ayrılmasını istiyoruz!
Kadınların ancak yüzde yirmisi güvenceli istihdama erişebiliyorken, yarı zamanlı çalışma, “güvenceli esneklik” gibi kadın emeğini daha da güvencesizleştiren düzenlemelerin dayatılmasına itiraz ediyoruz. Her mahalleye, her kuruma, her iş yerine kreş açın diyoruz. Devredilemez ebeveyn izninin düzenlendiği, bakım hizmetlerinin kamusal bir sorumluluk olarak üstlenildiği, kadınların eşit işe eşit ücret aldığı bir ülke istiyoruz. Kadınların şiddete ve ayrımcılığa uğramadığı, kadın cinayeti faillerine ödül gibi cezaların son bulduğu, kadınların yaşamın her alanında eşit ve özgür olduğu bir ülke istiyoruz.
Bütçede adaletsiz biçimde dağıtılan tüm kaynakları var eden biziz; bizim emeğimizle, bizim vergilerimizle bir avuç ayrıcalıklı kesim besleniyor.
Ücretlerimizden daha elimize geçmeden vergi kesiliyor. Ardından çarşıda, pazarda, evimize gelen faturalarda her temel ihtiyacımız için yeniden vergi ödüyoruz. Bilerek düşük belirlenen vergi dilimleri yüzünden yıl içerisinde bir üst tarifeye geçerek, gelirimizi kaybediyoruz. Vergi yükü giderek daha fazla emeğin ve tüketimin üzerine yıkılırken, sermaye ve büyük servetler çeşitli ayrıcalıklarla korunuyor.
Bizden toplanan vergilerle bir avuç ayrıcalıklı kesimin zenginliğinin büyütülmesini kabul etmiyoruz. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını, büyük servetlerin ve yüksek kazançların adil biçimde vergilendirilmesini istiyoruz.
Enflasyonla mücadele adı altında yıllardır ücretlerimiz baskılanıyor ama enflasyon değil alım gücümüz düşürülüyor. Hayat değil emek ucuzluyor.
Sendikal hakların önündeki engeller nedeniyle milyonlarca işçinin asgari ücrete mahkûm edildiği, kamu emekçilerinin ücretlerinin eridiği, güvencesiz ve esnek çalışmanın yaygınlaştığı bir ülkede hep beraber sesimizi yükseltiyoruz.
Asgari ücretin ve tüm ücretlerin insanca yaşayacak düzeyde belirlenmesini, bütün ücretlerin enflasyon karşısında korunmasını ve büyümeden pay almasını istiyoruz.
İşçiler için, kamu emekçileri için, ücretiyle yaşamını sürdüren herkes için grev hakkını içeren gerçek bir toplu pazarlık düzeni ve herkes için güvenceli çalışma istiyoruz. Ürettiğimiz zenginlikten hak ettiğimiz payı almak istiyoruz.
Yıllarca çalışıp prim ödeyen emeklilerin yoksulluğa mahkûm edilmesini kabul etmiyoruz. Emekliliğin yeniden çalışmak zorunda kalmak değil, yaşamının sonuna kadar insanca yaşamak anlamına gelmesini istiyoruz. Emekli aylıklarının insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılmasını ve intibak yasası ile emeklilik sistemindeki eşitsizliklerin giderilmesini istiyoruz. Bir gün geç işe girdiği için 17 yıl geç emekli olma garabetine, çıraklık ve staj mağdurlarının taleplerine kulak verilmesini istiyoruz.
Biz sağlığımızı ve yaşamımızı kaybetmek için değil insanca yaşamak için çalışıyoruz. Madenlerde, fabrikalarda, atölyelerde, inşaatlarda, şantiyelerde, tersanelerde, otellerde, kısacası tüm işkollarında yaşanan iş cinayetlerini kabul etmiyoruz. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin patronların maliyet hesabına terk edilmediği, bilimsel ve bağımsız kamusal denetimin esas alındığı, insan yaşamının kârdan üstün tutulduğu bir çalışma düzeni istiyoruz.
Kentlerimizin, ormanlarımızın, derelerimizin ve tarım alanlarımızın rant uğruna yağmalanmasına karşı çıkıyoruz. Depreme dayanıklı kentler, güvenli konutlar, sağlıklı bir çevre istiyoruz İklim değişiminin etkilerine karşı bilimsel planlamayı ve kamu yararını esas alan kamucu politikalar istiyoruz.
Değerli Basın Emekçileri;
Yaşadığımız ekonomik adaletsizliklere giderek derinleşen bir hukuk ve demokrasi krizi eşlik ediyor.
Sendikalaşmanın önüne engeller çıkarılmasına, grevlerin yasaklanmasına, seçilmişlerin görevlerinden uzaklaştırılmasına, basın ve ifade özgürlüğünün baskı altına alınmasına karşı çıkıyoruz. Herkes için bağımsız ve tarafsız yargı, adil yargılanma hakkı ve hukukun üstünlüğü istiyoruz. Siyasi nedenlerle tutuklananların ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüklerinden yoksun bırakılanların serbest bırakılmasını istiyoruz. Basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların sonlandırılmasını istiyoruz.
Yerel yönetimlere kayyım atanmasına, seçilmiş siyasetçilerin gözaltı ve tutuklamalarla halktan koparılmasına karşı çıkıyoruz. Halk iradesine, seçme ve seçilme hakkına saygı gösterilmesini istiyoruz.
Hukukun üstünlüğünün, laikliğin, demokrasinin, barışın, kardeşliğin ve özgürlüklerin egemen olduğu bir ülke istiyoruz.
Kürt sorununda silahların sustuğu bu dönemde, barışı ve eşit yurttaşlığı güçlendirecek demokratik adımların gecikmeden atılmasını istiyoruz.
Savaş ve çatışma politikaları yerine barışın ve kardeşliğin güçlendiği bir ülke, bir dünya istiyoruz. Emperyalistlerin ve gerici rejimlerin kirli savaşlarında ölmek istemiyoruz.
Bütün yurttaşların eşit haklara sahip olduğu, farklılıklarımızla bir arada özgürce yaşayabildiğimiz bir gelecek istiyoruz.
Ve biliyoruz ki bu gelecek, bize kendiliğinden sunulmayacak.
Bu geleceği, halkın bütçe hakkına sahip çıkarak; örgütlenerek, birleşerek ve mücadele ederek kuracağız.
İşte bu nedenle 12 Aralık 2026 Cumartesi günü Ankara’da halk için bütçe, kamucu planlama talebiyle buluşuyoruz!
Bizler DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak Türkiye’nin dört bir yanından bütün işçileri, kamu emekçilerini, mühendisleri, mimarları, şehir plancılarını, hekimleri, emeklileri, işsizleri, gençleri, kadınları, bu ülkenin kaynaklarının halk için kullanılmasını isteyen herkesi Ankara’ya çağırıyoruz.
Çünkü bu ülkenin bütün zenginliklerini yaratan milyonların, o zenginliklerin nasıl paylaşılacağına, bu ülkenin nasıl yönetileceğine dair söyleyecek sözü vardır.
Biz sadaka değil hak, ayrıcalık değil eşitlik, sefalet değil insanca yaşam istiyoruz!
SAVAŞA DEĞİL, BARIŞA BÜTÇE!
İKTİDARIN FONCULARINA DEĞİL, EMEKÇİLERE BÜTÇE!
ÜLKENİN BÜTÇESİ, HALKIN GELECEĞİ!
BU ÜLKENİN KAYNAKLARI HEPİMİZİN!
HALK İÇİN BÜTÇE, DEMOKRATİK TÜRKİYE!
DİSK–KESK–TMMOB–TTB







